Yazı Başlığı: Yazılı ve Sözlü Anlatım
Eklenme Tarihi: Haziran 29, 2007
Kategori: yazili_ve_sozlu_anlatim
Yazılı
ve Sözlü Anlatım
Yazılı
Anlatım
DÜŞÜNCE TÜRLERİ
MAKALE
Bir konuda bilgi verirken veya bir gerçeği savunurken, türlü kanıtlardan
faydalanan, bunları bilimsel biçimde inceleyen gazete ve dergi yazılarına makale
denir. Makaleler her konuda yazılabilir.
Makale türü, edebiyatımıza Tanzimat döneminde gazete ile birlikte Batı'dan giren
bir türdür. Düşünce yazıları içinde en ağırbaşlı ve en zor olan tür makaledir.
Makalenin amacı bilgi vermektir ama bu bilgi ansiklopedik bilgilerden çok
farklıdır. Ansiklopedik bilgide, tanıtma, açıklama, sıralama ve kendiliğinden
kesinleşmiş olma özellikleri vardır. Oysa makalede kişilik sezinleten bir
anlatım, bir yorum ve inandırma eğilimi, bir amaç vardır.
Bilim ve kültür alanında yazılan makaleler, sınırlı bir kültür kesimine ulaşmayı
amaçladığından bu makalelerde daha bilimsel bir dil kullanılır.
Gazete ve dergilerdeki makalelerse, geniş halk kitlelerine ulaşmayı
amaçladığından yazar, dilini daha açık,daha popüler ve daha anlaşılır bir
düzeyde tutar,özel terimler kullanmaktan kaçınır.
FIKRA ( KÖŞE YAZISI)
Gazete ve dergilerde yayımlanan güncel, siyasal, toplumsal sorunları ele alan
yazılardır. Gülmece nitelikli fıkralar da olmakla birlikte yazılı kompozisyon
türü olarak fıkra, düşünsel ağırlıklı kısa yazılardır.
Fıkralarda siyasal ve toplumsal olaylar ele alınırken belgelere, kanıtlara,
aşırı ayrıntılara yer verilmez. Makaleler gibi iddialı ve ispatlayıcı yönü
ağırlıklı değildir. Fıkra yazarı, geniş kitlelere seslendiği için dili kolay
anlaşılır bir dil olmalıdır. Her konuda fıkra yazılabilir.
DENEME
Edebi türlerin tümü gibi deneme için de bir tanım vermek çok güçtür. Deneme
günümüzde hemen bütün yazı türlerine doğru yayılma göstermektedir. Bu türler
içinde en çok eleştiriyle bir arada anıldığı görülmektedir.Ancak burada söz
konusu olan daha çok izlenimsel eleştiridir.
Deneme için bir tanım yapmak gerekirse şunları söyleyebiliriz:
Deneme;bir yazarın,herhangi bir konu üzerinde,özel görüş ve düşüncelerini hiçbir
iddiaya yer vermeden,kesin yargılara varmadan anlattığı yazı türüdür.
Batı edebiyatında essai (ese ) adı verilen deneme konuları genellikle
edebiyat,sanat,bilim,felsefe...vb.dir. Özellikle Fransız edebiyatında
Montaigne,İngiliz edebiyatında Bacon en tanınmış deneme yazarlarıdır.
Denemede bir konu sınırlılığı,belli bir biçim yoktur.Yazar,konu seçmede tam bir
özgürlüğe sahiptir.Denemede yazar,kendi kendine konuşur gibi bir anlatım
rahatlığı içindedir. Denemenin sonunda kesin bir yargıya, bir sonuca varmak
gayesi güdülmez.
ELEŞTİRİ
Bir eseri değerlendirme amacıyla yazılan yazılara eleştiri denir.Eleştiride
eserin yada sanatçının gerçek değerinin belirtilmesi amaçlanır.
Eleştirmeci,bir sanat eserinin gerçek değerini,özünü yapılışını,değerli-değersiz
yanlarını ortaya koyar.Eleştirmecinin görevi güzellik yaratmak değil,yaratılmış
güzelliği yargılamak,okurlara tanıtmaktır.
Eleştiriler;okura dönük eleştiri,topluma dönük eleştiri,sanatçıya dönük
eleştiri,yapıta dönük eleştiri... olmak üzere türlere ayrılır.
İNCELEME
Bir eserin,bir sorunun,bir olayın özelliklerini,en ince ayrıntılarını
araştırarak göz önüne seren yazı türlerine inceleme denir.Her obje bir inceleme
konusu olabilir.Ama konumuz kompozisyon olduğu için biz yalnız bu anlamda
inceleme yazıları üzerinde duracağız.
İnceleme,ister sözlü,ister yazılı olsun,bir tartışma niteliği taşır.
İnceleme yazıları yazarın teknik ve üslubuna göre diğer türlerin özelliklerini
de gösterir; buna göre kimi yerde makale,kimi yerde deneme,kimi yerde sohbet
havasına bürünür.
İnceleme yazılarında bir kolaylık olmak üzere şu soruları sırasıyla sorarak
çalışmak,faydalı sonuçlar verecektir:
a. Ne? ( Bize eserin ve sorunun konusunu verir. )
b. Niçin? ( Eserin yazılma amacını, ana fikrini, temasını buldurur. )
c. Nasıl? ( Eserin yöntemini kavratır. )
d. Nerede? ( Yer,dekor. )
e. Kim? ( Kişileri verir. )
f. Ne zaman? ( işin süresini belirtir. )
İnceleme Planı :
A. Eserin Dış İncelemesi:
Eserin adı
Yazarı,çevireni
Basıldığı matbaa ve basılış tarihi
Kaçıncı baskı olduğu
Sayfa sayısı,fiyatı
Eserin boyutları
B. Eserin İç İncelemesi :
Yazarı hakkında bilgi
Türü hakkında bilgi
Özet
Eserdeki kişiler
Başroldekilerin kısaca tanıtımı
Ana fikir
Dil ve anlatım
Değerlendirme ( kritik )
RAPOR
Rapor,araştırma ve inceleme esasına dayanan bir yazı türüdür. Herhangi bir
konuyla ilgili bilgi vermek,mesleki ve teknik bakımdan bazı noktaları açıklamak;
görüş,düşünce ve önerileri bildirmek gibi amaçlarla yazılır.
Günümüzde rapor, geniş kapsamlı bir kelime olarak çok çeşitli alanlarda
karşımıza çıkar. Doktor raporu, bilirkişi raporu, polis raporu, mühendis raporu,
müfettiş raporu, deney raporu gibi çeşitli isimlerle anılan raporları ; meslek
ve iş raporları, araştırma ve inceleme raporları gibi kısaca
sınıflandırabiliriz.
Her rapor türünün kendine özgü yazılış kuralları vardır. Genel esas, konunun iyi
kavranması ve konu üzerinde yeterli bilginin bulunmasıdır. Ancak, çok iyi
anlaşılan,ilgi duyulan ve bilgi sahibi olunan konularda rapor yazılabilir.
Sağlam bir rapor yazabilmek için; raporun konusunu ilgilendiren
kitapları,dergileri,gazeteleri okumak,yetkili kimselerle konuşmak,gözlem
yolundan faydalanmak,özel deneylerde bulunmak,faydalanılan kaynakları göstermek
gerekir.
RÖPORTAJ
Herhangi bir konu yada sorunun değişik boyutlarıyla ele alınıp işlendiği gazete
ve dergi yazılarıdır. Röportajcı,yalnız gördükleriyle, izlenimleriyle yetinmez.
Konuyla ilgili derinlemesine araştırma ve inceleme yapar,ilgililerin bilgisine
başvurur. Röportajcının amacı, konuyu çarpıtmadan belgesel olarak okuyucuya
sunmak,okuyucuyu konunun içinde yaşatmak,kamuoyunu aydınlatmaktır.
Röportaj, tek bir yazı olabileceği gibi,aynı konuda dizi yazı da olabilir.
ANLATI TÜRLERİ
Edebi türler yada sanatsal türler de denilen bu türlerin kesin kuralları,kesin
tanımları yoktur. Her sanat eseri kendi kurallarını getirir, böylelikle de
şimdiye kadar saydığımız türlerden ayrılır. Bir başka ifadeyle, her sanat eseri
tektir,yaratıcısının özgün bir ürünüdür. Sanat eserine bu açıdan bakıldığında,
genellemelere sığdırılamaz. Bu yüzden anlatı türlerini çok kalın çizgilerle ele
aldık. Ayrıca bunların hepsini sıralamak yerine,yaygın olan birkaçına değinmekle
yetineceğiz. Bunlar hikaye ve romandır.
HİKAYE VE ROMAN
Her iki türün geleneksel tanımında birleşilen nokta, olmuş yada olması mümkün
bulunan olayları anlatan türler oluşlarıdır. Bunu, gerçek yada hayal edilmiş bir
evrene ait gerçeklik duygusunu uyandıran olayların anlatımıdır,diye
genişletebiliriz. Hikaye ve roman tanımlarında bu ortak noktadan sonra, iki türü
birbirinden ayıran özellikler kısaca şöyle sıralanabilir :
a. Romanlar uzun, hikayeler kısa anlatı türleridir.
b. Romanlarda kişiler ( karakterler ) çok, hikayelerde azdır.
c. Romanlar geniş bir zaman kesitinde geçerken, hikayelerde bu kesit dardır.
d. Romanlardaki karakterler genellikle çok yönlü, hikayelerdeki karakterler tek
yönlüdürler.
Ancak bu özellikler bile hikaye ve romanı kesin çizgilerle birbirinden ayırmaya
yetmez. Bu sayılan özellikler her iki türde de bulunabilir.
YAZIŞMA TÜRLERİ
MEKTUP
Başka bir yerde bulunan kişiye yada kuruma bir bilgi iletmek amacıyla yazılan
yazılara mektup denir.
Mektubun diğer yazı türlerinden ayrı bir özelliği vardır. Herşeyden önce;
bağımsızdır,ufukları alabildiğine geniştir,dar kalıplar ve kurallar içinde
tanımlanamaz. Konuları oldukça bol ve sınırsızdır. Doğallığın ve içtenliğin en
çekici belgesidir. Elbette ki herkese aynı içtenlikle mektup yazılmaz.
Gönderdiğimiz kişi yada kurumla olan ilginin derecesine göre,mektubun hitap
bölümünden,amaç,hatta sonuç bölümüne kadar değişen üslup özelliği vardır.
Mektup kişiliğimizin bir aynasıdır.
Saygımız,sevgimiz,karakterimiz,inancımız,görüş ve düşüncelerimiz hatta
kültürümüz mektubumuza yansır.
Basit bir yazı türü gibi görülmesine rağmen mektubun da kendine özgü bir
düzeni,bir disiplini,bir planı vardır.
Mektup Yazarken Nelere Dikkat Edilmelidir?
· Mektup yazarken kullanacağımız kağıt ve zarf temiz olmalıdır. Bu basit ayrıntı
karşımızdakine verdiğimiz değeri gösterir.
· Mektuptaki hitap,göndereceğimiz kişi yada kurum göz önünde bulundurularak
seçilmelidir: Sevgili Kardeşim, Canım Kardeşim, Canım
· Babacığım, Aziz Dostum, Saygıdeğer Büyüğüm, Sayın Murat Bey, Sayın Genel
Müdür...
· Mektupta daha sonra giriş ve amaç bölümüne geçilir. Bu bölümde mektubun niçin
yazıldığı belirtilir.
· Sonuç bölümünde daha çok klişe sözlere yer verilerek, hoşa gidici bir dilekle
mektup bitirilir ; sevgi ve saygılar sunar,esenlikler dilerim. gibi.
· Öfkeli anlarda kesinlikle mektup yazılmamalıdır.
· Mektupta kullanılan ağır ve kırıcı sözler, ileride pişmanlığa yol açabilir.
Ancak, yazının kalıcı etkisi nedeniyle, yarattığı kırgınlık tümüyle unutulamaz.
· Mektup Türleri
Mektuplar, konularına ve yazanla yazılan arasındaki ilgiye göre üçe ayrılır :
1. Özel mektuplar
2. Resmi mektuplar
3. İş mektupları
Özel Mektuplar
Birbirine yakın, tanışık insanlar ve eş dost arasında yazılan mektuplardır.
Tebrikler
Bayramlarda, yılbaşlarında veya mutlu bir olay dolayısıyla karşı tarafa iyilik
ve mutluluk dileklerinde bulunmak amacıyla yazılan kısa,öz ve içten
mektuplardır. Bunlarda kağıt yerine daha çok basılı kartlar kullanılmaktadır.
Telgraf
Mektubun gecikebileceği ivedi durumlarda bildirilmesi gereken istek, olay ve
haberleri, kısa ve öz olarak anlatan bir mektup türüdür. Telgrafta az ve öz
ifade önemlidir.
§ Alacak olanın adı,soyadı ve açık adresi yazılır.
§ Telgraf çekmemize sebep olan konu,kısa ve öz olarak ifade belirtilir.
§ Sağ alt köşeye gönderenin adı ve soyadı yazılır.
§ Telgraf metninin altına bir çizgi çekilir. Bu çizginin altına gönderenin
adresi yazılır. Bu bilgi,alıcının bulunmaması durumunda telgrafın iadesi için
gereklidir. Ücrete tabi değildir.
Telgraf,bugün kullanım alanı yok denecek kadar az kalmış bir yazışma türüdür.
Resmi Mektuplar
Devlet dairelerinin kendi aralarında veya kişilerle devler daireleri arasında
yazılan mektuplardır. Bu tür mektuplarda, konunun uzunluğuna göre tam veya yarım
sayfa boyutunda çizgisiz,beyaz kağıtlar kullanılır. Anlatım ciddi ve ağırbaşlı
olmalıdır. Konu dışında ayrıntılara ve özel isteklere yer verilmez. Konu en açık
ve yalın biçimde ele alınır. Üst makam yetkilisi alt makamdakine yazdığı yazıyı
rica ederim, alt makamdaki üst makamdakine bilgilerinize saygıyla sunarım veya
arz ederim şeklinde bitirmelidir.
Resmi Yazışmalarda Dikkat Edilecek Noktalar :
· Kağıdın üst yanından iki santim aşağıda ve ortada olmak üzere yazının çıktığı
dairenin adresi bulunur.
· Sağ üst köşeye tarih konur.
· Yazıya başlamadan,hangi tarih ve sayılı yazıya cevap olarak yazıldığı
belirtilir.
· Yazının ilk paragrafında sorun veya konu ortaya konur.
· Gelişme paragraflarında,bizim konu hakkındaki görüşümüz belirtilir,bizden
istenilen bilgiler verilir.
· Sonuç bölümünde,yazının gönderildiği makamın durumuna göre ( alt makam,üst
makam ) yazı,rica yada sunu biçimlerinden biriyle bitirilir.
· Resmi yazıyı tamamlayan evraklar,metnin sol alt kısmına,sıra numarası
verilerek belirtilir.
· Kağıdın sol en alt köşesine yazıyı daktilo edenle,konuyla ilgili bölüm şefinin
ad ve soyadlarının ilk harfleri yazılır.
İş Mektupları
Ticaret ve endüstri kurumlarının birbirlerine ve kişilere, kişilerin bu
kurumlara gönderdikleri mektuplara iş mektubu denir. İşyerleri bu mektuplarda,
firma ismini taşıyan başlıklı ( antetli ) beyaz kağıtlar kullanırlar. Yazıda
daktilo ( veya bilgisayar ) kullanmak yerleşmiş bir kuraldır. İş mektuplarında
da konu kısa,öz olarak açık ve yalın bir anlatımla ele alınmalıdır. Resmi
mektupların özellik ve yazılışlarını kavramış olmak bu tür mektup yazmada da
büyük kolaylık sağlar.
İş Mektuplarının Yazılışında Uyulacak Kurallar :
· Ciddi bir anlatım kullanılmalı, kısa ve özlü bir anlatım yolu seçilmelidir.
· Her iş için ayrı bir mektup yazılmalıdır.
· Daktilo veya mavi mürekkepli dolma kalem kullanılmalıdır.
· Ele alınan konu hakkında amaca uygun açıklamalar yapılmalı, gerekli yerlerde
teknik terimler kullanılmalıdır.
· İstekler yapmacıklığa kaçmadan ciddi bir hava içinde belirtilmeli, saygı
bildiren kelimeler ölçülü şekilde kullanılmalıdır.
· Eğer yazılan iş mektubu, bir başka mektuba cevap niteliği taşıyorsa,bu, metnin
başında ilgi bölümünde belirtilmelidir. Bunun için o mektubun tarihi ve
numarasının yazılması yeterlidir.
DİLEKÇE
Bir dilekte yada şikayette bulunmak veya bilgi vermek amacıyla resmi makamlara
sunulan tarihli,imzalı mektuptur.Kişiyi ve kamuyu ilgilendiren bir hakkın
sağlanması, bir haksızlığın düzeltilmesi, kaldırılması için gerçek yahut tüzel
kişilerce ilgili makamlara yazılan yazılara dilekçe denildiği gibi, istida,
arzuhal de denir.
Dilekçe Yazımında Göz Önünde Bulundurulması Gereken Kurallar :
· Dilekçeler,konularına göre uzun veya kısa olabilir. Konular kısa v öz olarak
belirtilir. Gereksiz ayrıntılara yer verilmez.
· Dilekçelerde ciddi, ağırbaşlı bir dil kullanılır. Anlatımın yalın ve duru
olmasına özen gösterilir. Süslü,yapmacık,laubali bir ifadeden kesinlikle
kaçınılmalıdır.
· Dilekçeler ; çizgisiz,beyaz dosya kağıdına daktiloyla veya
dolmakalemle,okunaklı el yazısıyla yazılmalıdır.
· Dilekçe hangi kuruma veriliyorsa,bu makamın adı başa yazılır. Kurum adının sağ
altına kurumun bulunduğu şehir adı yazılır.
· Konunun kısa bir özeti bu başlığın altına yazılır.
· Daha sonra konunun belirlendiği metin bölümüne geçilir. Bu bir şikayet
dilekçesiyse,şikayet sağlam kanıtlara dayandırılmalıdır. Eğer iş isteme
dilekçesiyse, öğrenim durumu,yaş,kısa bir özgeçmiş,kurumca aranan seçkin
nitelikler açık seçik belirtilmelidir.
· Dilekçede bir durum belirtiliyorsa ,son cümle Durumu bilgilerinize
saygılarımla sunarım, bir istek belirtiliyorsa Gereğini izinlerinize
saygılarımla sunarım şeklinde olmalıdır.
· Dilekçe bitiminde sağ alt köşeye ad ve soyadı yazılmalı, imzalanmalıdır.
Tarih, isim ve imzanın bir satır üstünde olabileceği gibi dilekçenin sağ üst
köşesine de konulabilir.
· Sol alt köşeye açık adres yazılmalıdır.
Dilekçe, herkesin zaman zaman yazmak zorunda kalabileceği bir mektup türüdür.
Dilekçenin ilk bakışta güven verici bir düzen içinde olması gerekir.
Sözlü Anlatım
KONUŞMA
Düşünce ve duyguların, başkalarına sözlü olarak bildirilmesine konuşma yada
sözlü anlatım denir.
Konuşma, insanın çevresiyle doğrudan iletişim kurmasının en etkili yoludur.
Konuşma için sesli düşünme de denir. Buna göre insanlar, düşüncelerini
başkalarına seslerle iletirler. Ancak bunu yaparken de sözlerini etkili kılmak
için, jest, mimik, tonlama, vurgulama... gibi konuşmayı tamamlayıcı öğelere
başvururlar.
Konuşma olgusu; dil, düşünce, duygu, ses ve konuşma organları gibi öğelerle
doğrudan ilgilidir. Bunlardan birinin eksikliği yada yetersizliği, çeşitli
konuşma kusurlarına yol açar.
KONUŞMA İLKELERİ
İyi konuşma, güzel konuşma; her şeyden önce iyi ve sağlıklı düşünmeyle
ilgilidir. İyi ve sağlıklı düşünmeyse, kişinin yeteneği yanında, doğuştan
itibaren edindiği bilgi, beceri birikimine ve gördüğü eğitime bağlıdır.
Ancak her konuda olduğu gibi konuşmada da yetenek, tek başına belirleyici etken
değildir. Yetenek ancak bilgi ve deneyimle birleşirse bir anlam taşır.Ayrıca
burada ele alacağımız konuşma türlerinin çoğu için özel bir yeteneğe gerek
yoktur. Bunlar, belli bir eğitimle herkesin başarabileceği türden konuşmalardır.
İyi bir konuşmacının başlıca ilkeleri şunlardır :
· Yapıcılık : Toplumun değer yargılarına, inançlarına, gelenek ve göreneklerine
ters düşen, onları yok sayan söz ve davranışlardan kaçınılmalıdır.
· İnandırıcılık : Konuşmacı ; sözleriyle, davranışlarıyla, yargılarıyla, konuya
hakimiyetiyle dinleyicide güven duygusu yaratmalıdır.
· Amaca dayanma : Konuşmacı, niçin konuştuğunu bilmeli ve dinleyici üzerinde bu
amaca yönelik bir etki bırakabilmelidir.
· İlginçlik : Konuşma konusu, gerek konuşmacı, gerekse dinleyici yönlerinden
ilgi çekici olmalıdır. İyi bir konuşmacı, pek ilginç olmayan, hatta sıkıcı
sayılan bir konuda dahi ilgi yaratmayı bilmelidir.
· Bilgi sağlamlığı : İyi bir konuşma, sağlam bilgi ve belgelere dayanmalıdır.
· Ön çalışma :Konuşmanın hazırlanmasında; konu, dinleyici, konuşma süresi göz
önünde bulundurulmalıdır.
· Yöntem : İyi bir konuşmada yöntem önceden belirlenmelidir ; birlikte düşünme
ve tartışma, öğretme, duygulandırma yöntemlerinden hangilerinin seçileceği
bilinmelidir.
· Konuşmayı destekleyen öğeler : Konuşma, söz yanında bir takım el, yüz
hareketleri ( jest, mimik ) ve iyi bir tonlama ile desteklenmelidir.
· Dil ve üslup : İyi bir konuşma elbette ki iyi bir dil ve üslup becerisi
gerektirir. Kelimelerin seçimine, cümledeki yerlerine, kültür dilindeki
biçimleriyle kullanılmalarına özen gösterilmelidir.
KONUŞMA TÜRLERİ
GÜNLÜK KONUŞMALAR
Günlük konuşmalar; insanların günlük yaşamda çok sık olarak yaptıkları
hazırlıksız, anlık, doğal konuşmalardır. Konuşmalar gelişigüzel de denilen bu
türlerin, elbette kendine özgü kuralları vardır. Bunların başında da içtenlik,
incelik, saygı ve hoşgörü gelir. Ayrıca günlük konuşmaların pek çoğunda, ortak
bir kültür dilinin herkesçe kullanılan söz kalıpları bulunur.
Selamlaşma
Selam, bir yerde buluşan,bir yolda karşılaşan kişilerin birbirlerine karşı
duydukları sevgi ve saygının sözle ve davranışla anlatımıdır; uygar insan
olmanın gereğidir. Merhaba, günaydın, iyi günler, hoşça kal, Allahaısmarladık,
güle güle, yolun açık olsun... gibi sözler; dilimizde, yerine, zamanına hatta
kişisine göre sırası geldiğinde kullanılması gereken hazır söz kalıplarıdır.
Güzel dilimizde ve kültürümüzde yeri olmayan Hadi çav, hadi by by ( bay bay )...
gibi sözlerden kaçınılmalıdır.
Hatır sorma
Karşılaşan insanlar, birbirlerine hal hatır sorarlar. Hal hatır sormada, durumun
gerektirdiği biçimde nasılsınız?, iyi misiniz?... sözleri; bunlara karşılık
olarak da teşekkür ederim, iyiyim, siz nasılsınız, sizi sormalı... sözleri en
sık kullanılan kalıplardır.
Tanışma ve Tanıştırma
İlk kez karşılaşan insanların birbirlerine adlarını, soyadlarını, gerekliyse
mesleklerini söylemeleri görgü ve uygarlık gereğidir. Buna tanışma denir.
Tanışma sırasında karşılıklı olarak Memnun oldum, ben de gibi sözler
söylenmelidir.
Birbirlerini tanımayan insanlar, üçüncü kişilerle karşılıklı tanıtılıyorsa buna
da tanıştırma denir.
UYARI : Tanıştırma sırasında sizi arkadaşıma tanıtayım demek yanlıştır. Doğrusu,
sizi arkadaşımla tanıştırayımdır. Ayrıca tanışma sırasında bendeniz, kulunuz,
köleniz... gibi abartılı ve küçültücü sözlerden kaçınılmalıdır.
Soru sorma-Cevap verme
Ulaşımın çok geliştiği günümüzde, her an kendimizi yabancı bir çevrede, yabancı
insanlarla karşı karşıya bulabilir, onlara soru sormak yada onların sorularına
cevap vermek durumuyla karşılaşabiliriz. Böyle durumlarda sorular yada cevaplar
açık ve kısa olmalıdır.
Konuşma sırasında, duruma göre, affedersiniz, bakar mısınız?, yetişkinler için
hanımefendi, gençler ve çocuklar için kardeşim, yavrum...? gibi hitaplar
kullanılmalı; hey!, hişt!, baksana!... gibi ünlemler, birader, dayı, babalık...
gibi sözler kullanılmamalıdır. Tanımadığımız ve yaşını kestiremediğimiz kişilere
amca, teyze... gibi sözlerle hitap etmek de yanlıştır.
Kutlama
Kutlama; insanların kazandıkları bir başarı, yükseldikleri makam yada
eriştikleri bir mutluluktan dolayı, onların sevinçlerini paylaşmak amacıyla
söylenen sözlerdir.
Yüzyüze kutlamalarda, önce kutlamaya konu olan olay belirtilir.Sonra kişinin
konumun ve onunla olan ilişkinin özelliğine göre, sevincimizi bildiren sözler ve
mutluluğun artması dileğiyle bitirilir.
Baş sağlığı (Taziye)
İnsanlar, bir yakınlarını kaybettiklerinde, acılarını paylaşacak, kendilerini
teselli edecek dostlar ararlar. Dilimizdeki dost kara günde belli olur sözü, bu
gerçeğin en özlü anlatımıdır.
Başsağlığı ziyaretleri, yakınlık derecesiyle uyumlu olmalıdır. Böyle günler,
üzüntülerin yoğun biçimde yaşandığı anlardır. Konuşmalar; insanları
yatıştıracak, teselli edecek nitelikte, kısa, içten ve abartısız olmalıdır.
Duruma göre, başınız sağolsun, Allah sabır versin, Allah taksiratını affetsin,
Allah rahmet eylesin, nur ( huzur ) içinde yatsın, Allah başka acı
göstermesin... gibi söz kalıpları yanında, içten duyguları dile getirecek sözler
de kullanılabilir. Ayrıca, Anadolu bölge ağızlarında kullanılan ve insanların bu
acılarını unutturacak başka büyük acılar görmemeleri dileğini güçlü biçimde
anlatan Allah bu acınızı unutturmasın gibi sözler de duygularımızı dile
getirmede etkili olabilir.
Özür Dileme
İnsanlar bazen yanlış söz ve davranışlarıyla arkadaşlarını, dostlarını elde
olmayan nedenlerle kırabilirler. Bazen bu kırgınlıklar, dostlukları kopma
noktasına getirebilir. Bunu önlemek için, yapılan yanlışın söz yada davranışla
giderilmesi gerekir. Buna özür dileme denir.
Özür dilenirken, önce konu belirtilmeli, ardından, yapılan yanlışlığın, varsa
bağışlanabilir sebebi açıklanmalıdır. Hiçbir sebep yokken böyle bir surum
doğmuşsa, yapay nedenlere sığınmadan hata itiraf edilmeli, asla yalana
başvurulmamalıdır. Özür dileyen kişi, karşısındaki insanın sitem ve kızgınlığını
anlayışla karşılamalı, gerekirse alttan almalıdır. Yoksa, özrü kabahatinden
büyük sözüne hak verdirecek yeni yanlışlıklara düşebilir.
Telefonla Konuşma
Gelişen iletişim teknolojisi, telefonu günümüz insanının vazgeçilmez aracı
durumuna getirmiştir. Gün geçmiyor ki, evimizde, işyerimizde... en az birkaç kez
telefon konuşması yapmış olmayalım.
Elbette ki telefonla konuşmanın da yöntem ve kuralları vardır. Şimdi bunları
sıralayalım :
· Telefonun yanında sürekli bir kalem, not defteri ve rehber bulunmalıdır.
· Uzun ve ayrıntılı konuşmalar için önceden hazırlık yapmalı, iletilecek
istekler ve görüşler, sorulacak sorular, karşılaşabileceğimiz sorulara
vereceğimiz cevaplar açık seçik belirlenmelidir.
· Telefon açılınca ilk söz olarak karşı numara sorulmalı, aradığımız numaranın
doğruluğu anlaşılınca, kendimizi tanıtmalıyız.
· Daha sonra aradığımız kişi sorulmalı ve kendisiyle konuşmaya başlamamız
sağlanmalıdır.
· Karşılıklı konuşma kısa, özlü olmalı, gereksiz ayrıntılara girilmemelidir.
· Telefon konuşmasını, arayan kişinin bitirmesi ve telefonu yine arayan kişinin
kapatması bir incelik gereğidir. Aranan kişinin telefonu önce kapatması kaba bir
davranıştır. Kapatmadan önce ayrılış selamı verilir, iyi dilekler iletilir.
KİTLE KONUŞMALARI
Bir konuda toplumu aydınlatmak, bu alanda kamuoyu oluşturmak amacıyla yapılan
konuşmalardır. Kitle konuşmaları, tek kişi tarafından belli bir topluluğa
yönelik olabileceği gibi, birden çok kişinin katılımıyla gerçekleşen toplu
görüşmeler yada tartışmalar biçiminde de olabilir.
Konferans
Bilim ve sanat konularında, yazar, bilim adamı, sanatçı ve düşünürlerin, bir
konu hakkında derin bilgisi, görüşleri olan kimselerin, özel toplantılarda
dinleyicilerine karşı düşüncelerini, bilgilerini açıklamak, öğretmek amacıyla
yaptıkları konuşmalardır.
Bilimsel bir düşünceyi, akademik bir konuyu, orijinal bir görüşü anlatmak, bir
tezi savunmak konferansın en belirgin amacıdır.
Konferanslar; genellikle bir topluluğa, bir kitleye, bilim, teknik, düşünce ve
sanat öğeleriyle ilgili konuları açıklar. Her türden kompozisyonda olduğu gibi,
konferansta konunun ilgi çekici olması, birlik, açıklık, ses, güzel Türkçe,
dinleyenlerin sabır dereceleri, dikkat edilecek temel kurallardır.
Açık Oturum
Toplumu yakından ilgilendiren güncel bir konunun değişik görüşlerdeki uzman
kişiler tarafından seçkin bir izleyici önünde tartışılmasıdır. Açık oturumda,
değişik görüşlerin eşit oranda temsil edilmesi temel ilkedir, tartışmayı bir
başkan yönetir. Başkan konuyu belirler, konuşmacıları tanıtır, sonra
konuşmacılara sırasıyla söz verir. Konuşmacılar birbirlerini dikkatle dinler,
gerekirse not alırlar. Başkan genellikle yapılan konuşmaları oturumun sonunda
toparlayıp özetler.
Panel
Bir başkanın yönetiminde, küçük bir tartışmacı grubun izleyiciler önünde belli
bir konuya ilişkin görüş ve düşüncelerini belirttikleri grup tartışmasıdır. Açık
oturumdan farklı olarak, konuşmacıların görüşlerini bildirmelerinden sonra,
izleyiciler soru olarak tartışmaya katılabilir, kendi görüşlerini
açıklayabilirler. Sonunda başkan konuşmaları toparlayarak görüşleri özetler.
Sempozyum
Bir dinleyici topluluğu karşısında özellikle bilim, sanat ve fikir ağırlıklı
konularda değişik konuşmacıların önceden hazırlanmış bir dizi konuşma
yapmalarıdır. Her konuşma 5-20 dakika ile sınırlıdır. Sempozyumda ele alınan
ortak konu çeşitli yönlerden incelenir, değişik görüşler ve yorumlar dile
getirilir.
Sempozyumda da bir başkan bulunur. Konuyu bölümlere ayırır. Her bölüm için
değişik mesleklerden belli sayıda konuşmacı bulunur. Başkan sempozyumu açarken
konuyu belirler, gerekli açıklamaları yapar. Konuşmacıları tanıtır. Konuşmaların
sonunda görüşleri kısaca özetler.
Sempozyumda yapılan değişik konuşmalar, konuyu bütünleyici niteliktedir. Burada
tartışmadan çok sohbet havası vardır. Konuşmalardan sonra dinleyiciler soru
sorabilirler.
Forum
Panel gibi bir toplu tartışma türüdür. Belli bir konuda ortaklığı bulunan bir
grubun, ortak sorunlarının çözümlenmesinde görüş birliğine varmak üzere
düzenlenen toplu tartışmaya forum denir. Genellikle grup başkanı denilen bir
kişi tarafından yönetilen forumda, topluluğun her üyesinin konuşmada ve
görüşlerini bildirmede eşit hakkı vardır. Forum sonunda, tartışma konusu olan
sorunun çözümünde tutulacak ortak yolun belirlenmesi amaçlanır. Burada başkanın
hem konuşmacıları hem de dinleyicileri yönetmesi daha güçtür. Bu bakımdan forum
başkanının yönetmede ve konuşmada yetenekli ve birleştirici olması gerekir.
Not: İnternetten alıntılanarak derlenmiştir.
|