Yazı Başlığı: Ses Bilgisi
Eklenme Tarihi: Haziran 28, 2007
Kategori: ses_bilgisi
Ses
Bilgisi
ÜNLÜ DARALMASI
Sözcüklerin sonlarında bulunan geniş ünlüler (a, e) özellikle “-yor” ekinin
darlaştırıcı özelliğinden dolayı daralarak, ı, i, u, ü dar ünlülerine dönüşür.
Buna ünlü daralması denir.
bekl-e-yor
> bekl-i-yor kalm-a-yor > kalm-ı-yor özl-e-yor > özl-ü-yor
soll-a-yor > soll-u-yor
örneklerinde bu daralma görülmektedir. “-yor” ekin den başka bir ekin ya da
sesin darlaştırma özelliği yoktur. Ancak tek heceli olan “de- , ye-” fiilleri,
kendinden sonra gelen “y” sesinden dolayı darlaşabilir.
de -
yor > di - yor de - yerek > di - yerek de - yen > di - yen
Ancak bazen darlaşma olmayabilir.
de
- y - ince >
de - y - ince
KAYNAŞTIRMA HARFLERİ
(KORUYUCU ÜNSÜZLER)
Türkçe kurallara göre bir sözcükte iki ünlü yan yana gelmez. Araya kaynaştırma
harfi girer. Türkçe’de dört tane kaynaştırma harfi vardır: ş, s, n, y.
Bunların her birinin özel kullanım yerleri vardır.
ş
kaynaştırma harfi:
* Üleştirme sayı sıfatlarında kullanılır.
Örnek: İki-ş-er, altı-ş-ar,
yedi-ş-er
s
kaynaştırma harfi:
* Üçüncü tekil şahıs iyelik ekinden önce kullanılır. Daha çok isim tamlamalarında tamlanan görevindeki
sözcükte görülür. Örnek: Çocuğun oda-s-ı, Balığın koku-s-u
Not: Ancak “su” ve “ne” kelimeleri bu kurala
uymaz. Örnek: Yemeğin su-y-u yok. , Çocuğun ne-y-i kaybolmuş. örneklerinde olduğu gibi...
n
kaynaştırma harfi:
* Zamirlerden sonra ek geldiğinde kullanılır.
Örnek: O-n-a haber verin. , Bu-n-u biliyoruz.
* İyelik eklerinden sonra hal eki gelirse kullanılır.
Örnek: Çocuğun kitabı-n-ı almışlar. , Fakirin evi-n-i yıkmışlar.
* İlgi eklerinden önce kullanılır.
Örnek: Soba-n-ın kapağı düşmüş. , Sene-n-in sonu geldi.
, Kasaba-n-ın sıcağı çok bunaltıcı.
y
kaynaştırma harfi: Yukarıdaki kuralların dışında olan her yerde “y”
kaynaştırma harfi kullanılır. Örnek: Oda-y-a girdim.
, Üşü-y-erek uyandım. , Ağla-y-anı tanıyorum.
Not: Kaynaştırma harfleri aslında iki ünlü arasında kullanılır. Ancak bazen iki ünlü
arasına gelmediği halde de kullanıldığı olur.
Özellikle “ile, idi, imiş, ise” gibi sözcükler ünlüyle biten bir sözcüğe
eklendiğinde baştaki “i” ünlüsü düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi gelir.
Örnek: silgi >
silgiyle, soba >
sobayla,
hasta >
hastaydı,
kısa >
kısaymış,
bitti >
bittiyse
Örneklerinde görüldüğü gibi “y” kaynaştırma harfi iki ünlü arasında değildir. Bu
durum “n” kaynaştırma harfinde de görülebilir. Zamirlerden sonra hal eki
geldiğinde gerekmese de bu harf bulunur.
Örneğin;
“Ondan bunu hiç beklemezdim.”
cümlesinde altı çizili sözcükte “n” kaynaştırma harfi iki ünlü arasında
değildir.
ULAMA
Sessizle biten sözcükten sonra sesliyle başlayan bir sözcük gelirse, iki sözcük
birbirine bağlanarak okunur. Buna ulama denir. Örnek: Bakkaldan ekmek aldım.
cümlesinde iki yerde ulama yapılmıştır. Sözcükler arasında herhangi bir
noktalama işareti varsa ulama yapılmaz.
SES DÜŞMESİ
Sözcüğün aslında bulunduğu halde, ek geldiğinde bazı sesler düşebilir. Bu düşme
hem ünlülerde hem ünsüzlerde görülür.
Ünlü Düşmesi
Sözcüğün aslında bulunan bir ünlünün düşmesidir. Örnek: “Yapraklar daha şimdiden sarardı.”
cümlesinde sözcüğün aslı “sarı”dır; “-ar-” eki geldiğinde sözcüğün sonundaki “ı”
düşmüştür.
Ünlü düşmesinin en yaygın kullanımı ise “Hece düşmesi” adıyla anılan kuraldır.
Buna göre, sözcüğün son hecesinde bulunan dar ünlüler, ünlüyle başlayan bir ek
sözcüğe eklendiğinde düşer. Bu özellik bazı organ isimlerinde, Arapçadan
dilimize geçen bazı sözcüklerde, bazı Türkçe fiillerde görülür.
sabır - ı > sabrı
akıl - ı > aklı burun - u > burnu gönül - üm > gönlüm
Örneğin;
“Kahvaltıya hazırlanın.”
cümlesinde altı çizili söz “kahve altı” sözlerinin birleşmesinden oluşmuş, bu
sırada “kahve” sözündeki “e” düşmüştür.
Ünsüz Düşmesi
Sözcüğün aslında bulunan ünsüzün, ek geldiğinde düşmesidir.
küçük - cük > küçücük büyük - cek > büyücek
örneklerinde sözcüklerin sonlarında bulunan “k” ünsüzlerinin düştüğü görülüyor.
SES TÜREMESİ
Sözcüğün aslında olmadığı halde, ek geldiğinde ortaya çıkan seslerdir.
genç - cik > gencecik bir - cik > biricik
az - cık > azıcık
örneklerinde ünlü türemesi görülmektedir. Buna benzer bazı sözcükler de vardır.
Bunlar “öpücük, gülücük” gibi fiilden türeyen sözcüklerdir. Ancak “-cik”" eki
isim soylu sözcüklerden yeni sözcükler türetebilir. Fiilden türeyen bu
sözcüklerin “öpüşcük, gülüş - cük” gibi sözcüklerden “ş” sesinin düşmesiyle
oluştuğunu söylemek daha mantıklı olacaktır. Dolayısıyla bir ünlü türemesinin
olduğunu söylemek bu sözcükler için pek doğru olmaz.
Not: Bazen sözcüklerde ünsüz de türeyebilir. Arapçadan dilimize geçen his, af, zan
gibi sözcükler ek ya da yardımcı fiil aldıklarında, sonlarındaki sessizler
çiftleşir.
his
- etmek > hissetmek af - etmek > affetmek zan - etmek > zannetmek
örneklerinde bu görülüyor. Burada aslında bir ses türemesinden çok sözcüğün
Arapçadaki aslında bulunan şeklinin ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Ancak
sözcükler Türkçe kurallara göre incelendiğinden, bu, türeme olarak
alınagelmiştir.
Büyük
ve Küçük Ünlü Uyumları
Her
dilde olduğu gibi, dilimizde de sesler ünlü ve ünsüz olmak üzere iki grupta
incelenir. Bir sözcükte ünlüler arasında olduğu gibi ünsüzler arasında da bazı
özellikler, hatta ünlülerle ünsüzler arasında bazı özellikler vardır. Bunları
belli başlıklar altında inceleyelim.
BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU
Türkçe’de sekiz ünlü vardır. Bunlardan a, ı, o, u kalın, e, i, ö, ü incedir. Bir
sözcükte kalın ünlülerden sonra kalın, ince ünlülerden sonra ince ünlülerin
gelmesi kuralına büyük ünlü uyumu denir.
Örneğin;
“öğretmen” sözcüğü, bütün ünlüleri ince olduğu için kurala uyar, “asker” sözcüğü
“a” kalın “e” ince ünlü olduğundan kurala uymaz.
Üniversite sınavlarında bununla ilgili bir soru bugüne dek sorulmamıştır.
KÜÇÜK ÜNLÜ UYUMU
Bir
sözcükte düz ünlüden sonra düz, yuvarlak ünlüden sonra düz - geniş veya dar -
yuvarlak ünlülerin gelmesi kuralıdır. Özetle bu kurala göre;
a,
ı, e, i ünlüleri birbirinden sonra gelebilir.
o,
ö, u, ü ünlülerinden sonra ise u, ü, a, e gelebilir.
Bundan da soru çıkmadığından üzerinde fazla durmuyoruz.
ÜNSÜZ BENZEŞMESİ
Dilimizde ünsüzler sert ve yumuşak olmak üzere iki gruba ayrılır.
Sert ünlüler “ç, f, t, h, s, k, p, ş” ünsüzleridir. Bunun dışında kalanlar ise
yumuşak ünsüzlerdir.
Bir
sözcük sert bir ünsüzle bitiyor ve o sözcüğe ünsüzle başlayan bir ek geliyorsa,
ekin başındaki ünsüz sertleşir. Buna ünsüz benzeşmesi denir. Elbette bu benzeşme
sert ve yumuşak şekli olan seslerde söz konusudur. Bu özelliği dört seste
görüyoruz;
p -
b, ç - c , t - d, ğ - g
Şimdi bu kuralı örneklendirelim:
“Kitap” sözcüğünün sonundaki “p” sesi serttir. Bu sözcüğe biz “-de” hal ekini
getirirsek “kitapda” sözü oluşur. Bu durumda ekin başındaki “d” sesi yumuşak
olduğundan sözcükte ünsüz benzeşmesine aykırı bir durum görülür. Kurala uyulması
için, “d” sesi sertleşmelidir. Bunun serti ise, yukarıda göstermiştik, “t” dir.
Dolayısıyla sözcük, “kitapta” olacaktır.
okul-dan > okuldan av-cı > avcı ağaç-dan > ağaçtan ocak-cı >
ocakçı
Yukarıdaki sözcüklerde eklerin sözcüğe nasıl uyduğu görülüyor. Birinci gruptaki
sözcüklerde ek, yumuşak ünsüzle biten sözcüklere geldiğinde değişmemiş, ancak
ikinci gruptaki sert ünsüzlere geldiği zaman sertleşmiştir. Bu
durum sadece çekim eklerinde değil yapım eklerinde de geçerlidir.
Ekler sayılara geldiğinde de aynı durum geçerlidir. Sayının sesleri nasılsa ek
de öyle olmalıdır.
Örnek: 11'de,
8'den, 5'te, 3'ten
Özel isimlerde de aynı kural geçerlidir.
Örnek: Samsun’dan,
Emin’de,
Sinop’tan,
Yunus’ta
ÜNSÜZ
YUMUŞAMASI
İki
ünlü arasında kalan sert ünsüzler yumuşar. Buna “ünsüz değişimi” denir. Elbette
bu özellik, ancak yukarıda da söylediğimiz sert ve yumuşak şekli bulunan
seslerde geçerlidir. Bunlar p, ç, t, k sert sessizleridir. Örneğin; “ağaç”
sözcüğüne -i hal ekini getirsek, sözcüğün sonundaki “ç” sert sessizi yumuşayarak
“c” olur; yani “ağacı” şeklinde yazılır.
Örnek:
dolap - a > dolaba,
çekiç - e > çekice,
kanat - ı > kanadı,
yemek - e > yemeğe
Yukarıdaki örneklerde sert sessizlerin yumuşadığı görülüyor.
Ancak bu kural her sözcükte geçerli değil.
Örneğin;
“Davranışları, doğruluğunun kanıtıdır.”
cümlesinde altı çizili sözdeki “t” sert ünsüzü iki ünlü arasında kaldığı halde
yumuşamamıştır.
Hangi sözcükte bu yumuşamanın olacağı hangisinde olmayacağı, belli bir kurala
bağlanamaz. Hatta tek heceli sözcüklerin çoğunda olmazken, bazılarında olabilir.
Bunu sözcüğün günlük kullanımlarını dikkate alarak anlayabilirsiniz.
Örnek: tek
- i > teki, çok - u > çoğu
görüldüğü gibi birincide değişim olmadığı halde ikincide olmuştur.
Dilimize Arapçadan geçen ve son hecesindeki ünlünün uzun okunduğu kelimelerde
ünsüz değişimi yapılmaz.
Örnek:
“Sınavda hukuku seçecekmiş.”
cümlesindeki altı çizili söz buna örnektir.
Bazı sözcüklerde ise ses iki ünlü arasında kalmamasına rağmen yumuşar.
Örnek: kalp - i > kalbi, art - ı > ardı,
renk - i > rengi,
harç - ı > harcı
Görüldüğü gibi iki ünlü arasında kalmadığı halde “p, ç, t, k” sert ünsüzleri
yumuşamıştır. Bazı sözcüklerde ise bu seslerin yumuşamadığı görülür.
Örneğin;
“Sonunda işler sarpa sardı.”
cümlesinde altı çizili sözcükte yumuşama olmamıştır.
Örneğin;
“Zonguldak’a yerleştiklerini duydum.”
cümlesinde altı çizili sözdeki “k” sert sessizi yumuşamamış ancak biz onu
okurken “Zonguldağa” diye okumalıyız.
|