Okulda Şiddet

Okullardaki eğitim öğretim çalışmalarının daha özgür bir ortama kavuşmasıyla birlikte, niteliği daha yüksek bir eğitimin gerçekleştirilebileceği düşünülürken, okul içindeki öğrenci - öğrenci ve öğrenci - öğretmen ilişkilerinde gözle görülür bir gevşeme ortaya çıkmıştır. Çünkü sağlıklı bir bilinç yapısına sahip olmayan bireyler için özgürlüğün sınırı yoktur. Bu sınır tanımamazlık, başkalarının herhangi bir alanda kısıtlanmasına neden olduğunda, şiddetin ilk adımı olan “duyguların yıpratılması” ile karşılaşmak olasıdır.

Okulda şiddet, okul iklimi üzerinde olumsuz sonuçlar üreten, öğrencilerin öğrenme süreçlerine zarar veren, onların gelişimlerini engelleyen, saldırgan ve suç benzeri davranışları tanımlamayan ve Sosyoloji – Psikoloji disiplinleri içerisinde ele alınan önemli konulardan biridir.

Okullardaki şiddet, değişik nedenlerden kaynaklanabilir ve çok yönlüdür. Sorun, yalnızca öğretmenlerin veya idarecilerin öğrenciler üzerinde baskıcı tutumlar içerisinde olması değildir. Şiddet, öğretmenlerden veya okul içinde güvenliğin sağlanmasında önemli görevleri bulunan okul idaresinden bağımsız bir biçimde, tamamen öğrenci odaklı olarak da ortaya çıkabilir. Özellikle toplumda meydana gelen yozlaşmalar ve şiddet yanlısı eğilimler, öğrencileri büyük oranda etkilemektedir. En değersiz konuları bile şiddete dönüştürebilecek eğilimde bulunan gençler, çoğu zaman şiddetin kaynağı durumunda oldukları gibi, aynı zamanda şiddetin etkisinin de odağı konumundadırlar.

Son zamanlarda okullarımızda şiddet olaylarının arttığını görüyoruz. Son birkaç yılda hem okullardaki olaylardan şiddet içerenlerin sayısı hem de uygulanan şiddettin boyutu çok büyük bir hızla artmıştır. Türk toplumu, artık “Bugün bir öğrenci, öğretmenini bıçaklayarak öldürdü.”, “Acımasız öğretmenin öğrencisine verdiği ceza, ölümle bitti.”, “Bir okulda üç öğrencide ruhsatsız silah ele geçirildi.”… gibi gerçekten üzerinde çokça düşünüp, sağlıklı bir yaptırımın uygulanması gereken “okulda şiddet” ile ilgili konulara duyarsızlaşmaya başlamıştır.

Okulda şiddet” konusunda düzenlenen sormacaların sonuçlarına bakacak olursak;

· Okulda şiddetin en önemli nedeninin sorulduğu sormacaya katılan yaklaşık 9 bin kişinin %56’sı, uygulanan şiddetin nedenini “Manevi değerlerdeki yozlaşma” olarak seçmiştir.

· Farklı düzeyden okulların yaklaşık 900 öğretmeninin oyladığı bir sormacada ise, öğretmenlerin %58’inin yaşanan şiddet olaylarından rahatsız olduğu ve öğretmenlerin neredeyse tamamının şiddetin önlenmesi için pek bir çaba içinde olmadıkları sonucu çıkmıştır.

· Meb’e bağlı okullarda çalışan yaklaşık 1040 öğretmen üzerinde yapılan bir sormacada ise, öğretmenlerin büyük çoğunluğunun olası bir şiddet olayı karşısında bir “müdahale planı” olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca aynı sormacaya göre, kalabalık okul veya sınıflarda, şiddet olaylarının daha sık gözlendiği belirlenmiştir.

Yukarıda sıralananlara benzer olarak yapılan birçok araştırma gösteriyor ki, Türkiye’de okullarda oldukça yoğun bir biçimde “baskı” temelli ve çoğu zaman “şiddete” kaçan uygulamalarla eğitim - öğretim yapılmaya çalışılıyor. Özellikle öğrenci velileri ise, çocuklarını baskı ve şiddetten uzak tutabilme konusunda bilinçsiz durumda. Öğretmenlerin ve idarecilerin de çoğu, ya bu konuda bilgi sahibi değil ya da az çok bilgisi olduğu hâlde uygulama yanlısı değil…

Şiddetin var olduğu her alanda yarattığı yıkımlar, eğitim - öğretimde de kendini baskın bir biçimde hissettirmektedir. Hem öğrenciler hem de veliler şiddetin sıkça yaşandığı okullarda ne kadar sağlıklı bir öğretim gerçekleştirildiği konusunda kaygılıdır. Bu da gerçekleştirilmek istenen öğretimin niteliğini, doğrudan etkilemekte ve uygun bir eğitim - öğretim ortamının oluşmasını engellemektedir.

Şiddetin farklı nedenlere bağlı olarak, çok yönlü bir biçimde gerçekleştiğini belirtmiştik. Şimdi sırayla şiddetin türlerini, nedenlerini, sonuçlarını ve önlenmesini açıklayalım:

 

1. Okullarda Karşılaşılan Şiddet Türleri

Genel olarak okuldaki şiddet; öğrenci ile öğrenci, öğrenci ile öğretmen veya okul yöneticileri ve okul personeli arasında yaşanan tehdit ve fiziksel saldırıyı içermektedir. Okullardaki şiddet, gerek zengin gerekse yoksul ülkelerde, kız ve erkek çocukları aynı şekilde etkileyen bir sorun haline gelmiştir.

Okullarda karşılaşılan bazı şiddet türleri şunlardır:

Fiziksel ceza; bilerek verilen bir ceza ya da öfkeli bir yetişkinin veya yaşça büyük bir çocuğun düşünmeden aniden verdiği tepki olabilir. Buna örnek olarak öğrencilerin birbirini itmesi, vurması verilebilir.

Zorbalık; yapanların bir kısmı saldırgandır ve kaba kuvvet kullanılırlar. Kaba kuvvete başvurmayanlar ise duygusal açıdan daha baskıcı olabilirler. Her iki halde de, zorbalık yapanlara karşı duyulan korku ve kaygılar, bazı çocukların okula gitmekten kaçınmalarına ya da kendilerinin de şiddete başvurmalarına neden olur.

Reddetmek; çocuğun değerini kabul etmeyi reddetmek, kendisini küçük görmesine neden olmak gibi tavırlardır. Örneğin, öğretmenin bir çocuğa kızdığını veya o çocuktan hoşlanmadığını göstermesi diğer öğrencilerin de o çocuğa farklı davranması olarak ortaya çıkabilir.

Aşağılamak; alay ya da hakaret ederek çocuğu küçük düşürme durumudur. Bir yetişkin ya da çocuğun yaşıtı tarafından yapılabilir.

Yıldırmak; fiziksel şiddetle tehdit etmekle ya da çocuğun eşyalarını kırıp dökmekle tehdit etmektir. Bu, zorbalıkta sıklıkla tercih edilen bir yöntemdir.

Soyutlama; diğer çocuklarla arkadaşlıklarını kısıtlama, fiziksel sınırlama getirme durumudur.

Duygusal şiddet; çok yıkıcı olabilir ve çocuğun depresyona girmesine, içe kapanmasına, öz saygısının azalmasına, kaygılı olmasına, saldırgan hale gelmesine ve başarısız olmasına yol açabilir.

Ekonomik şiddet; kişilerin veya grupların bir öğrenci üzerinde baskı kurması, parasını alması, istemediği bir işte çalıştırması şeklinde yapılan davranışlardır.

Eğitim ortamlarında şiddet; öğrencilere ve öğretmenlere yönelik fiziksel, psikolojik ya da sosyal olarak kasten saldırı ya da müdahale olup bireylerde fiziksel ya da ruhsal acı yaşanmasına neden olur. Bu tip şiddete maruz kalan öğrenciler duygusal ve düşünsel bazı sorunlar yaşarlar. Duygusal sorunların bazıları; içten içe aşırı kızgınlık ve intikam alma isteği, unutkanlık, çekingenlik, umutsuzluk, çaresizlik duygusu, güvensizlik, kendini sevmeme… gibi şiddete bağlı olarak çıkan sorunlardır.

Düşünsel sorunlar ise; geleceği ile ilgili palan yapamama, karar verme güçlüğü, kendinde bir sorun olduğuna inanma veya her şey için başkalarını suçlama gibi düşüncelerden oluşur.

 

2. Okulda Şiddetin Nedenleri

Okulda şiddet son yıllarda toplumumuz içinde sıkça konuşulan bir konu olmuştur. Okulda şiddetin birçok nedeni vardır.

Eğitim sistemimizdeki şiddetin yaygın kullanımı öncelikle ailesel faktörlere bağlıdır. Ailesi şiddet gören, işlerin şiddet ile yapıldığını öğrenen ve bunun doğru olduğunu zanneden çocuk okul içinde de şiddete başvurur. Aile içi şiddetin olduğu bir yerde öğrencinin okulda da bunu uygulamak istemesi bize göre yanlış bir davranışken, öğrenci için gayet normal bir davranıştır.

Ayrıca bölünmüş ailelerin çocukları da ruhsal çöküntüler sonucu şiddete başvurabilmektedir. Anne babası ayrılmış çocuklar bir parça da olsa, büyük bir şekilde de olsa sevgiden yoksun büyümektedir. Bu sevgi eksikliğinin acısını okulda arkadaşlarına ve öğretmenlerine karşı kin duyarak en ufak bir problem karşısında bile şiddeti doğru yol olarak görerek ve göstererek şiddet uygular. Onun için en doğru yol şiddeti uygulamak yapmak istediği doğru veya yanlış olsa bile yapmaktır.

Bir diğer şiddet nedeni de öğrencilerin ailede yetişme tarzıdır. Aile içinde bencil olarak yetişen bir çocuk okulda da bu bencilliğiyle hareket eder. Her istediğinin olmasını ister ve kendi istekleri olmazsa arkadaşları üzerinde şiddet uygulamak ister. Onun kendi istediğinin olması onun için en doğru yoldur ve bu yolda yapacağı her şey kendince uygundur. Ailesinde şımarık yetişen bir çocuk içinde isteklerinin yerine getirilmesi çok önemli bir noktadır. Kendi isteklerinin yerine gelmesi için arkadaşlarına fiziksel veya psikolojik şiddet uygulayabilmektedir.

Bazı öğrenciler ise toplumda genellikle “ispiyoncu” diye adlandırılan tiplerdir. Bunlar arkadaşlarını daha çok psikolojik şiddet uygulayarak sindirirler. Arkadaşlarının sırlarını veya sınıf içinde yapılan bir davranışı başkalarına (okul müdürü, müdür yrd. vb.) söylemekle tehdit ederek istediklerini elde etmeye çalışırlar. Arkadaşları üzerinde psikolojik baskı kurarak bir şeyler elde etmeyi kendisi için marifet sayarlar.

Tv programlarındaki şiddet içeren unsurlar da öğrencileri şiddete doğru yöneltir. Öğrenciler televizyonlarda gördükleri şiddet içeren unsurları hayatın normal bir parçası gibi algılayıp ona göre hareket etmeye çalışırlar. Racon kesmek ve okul içinde isyan çıkarmak gibi şeylere özenirler. Öğretmenlerine karşı şiddet uygulayarak kendi istedikleri düzeni okulda kurabileceklerini zannederler. Ayrıca okulda çeteler kurarak diğer öğrencilerden özellikle alt sınıf öğrencilerinden haraç toplama, onları zor duruma düşürecek bir duruma sokmayla tehdit etme gibi faaliyetlerde bulunabilirler.

Bazen ailelerde öğrencilere karşı yapılan bir hareketten dolayı okul idaresi veya öğretmene şiddet uygulayabilir. “Kendi çocuğumu koruyorum.” mantığıyla hareket eden veli en ufak bir sebepten dolayı bile bazen okula gelip öğretmen veya yöneticilerle tartışır ve onlara şiddet uygulayabilmektedir.

Okullarda görülen psikolojik şiddetlerden biri de yöneticilerin öğretmenlere uyguladığı şiddettir. Öğretmenle anlaşamayan müdür veya yardımcısı onu ders programını çok ters bir şekilde ayarlamakla veya sicil notunda düşük not kullanmakla tehdit ederek istediklerini yapmasını sağlayabilmektedir.

Okul içi şiddetin bir diğer nedeni de toplumsal yozlaşmadır. İnsanların birbirine selam bile vermediği, komşunun komşuyu tanımadığı günümüz toplumunda öğrenciler de tam anlamıyla sosyalleşmemiş olarak büyümekte ve en ufak olumsuz duruma bile aşırı tepki vermektedir. Okul içinde saygının olmaması idare, öğretmen ve öğrenci arasındaki iletişimi bozmaktadır. Bu da okulda şiddeti arttırır.

Okullarda şiddet sadece öğrenciler tarafından uygulanmamaktadır. Öğretmenlerin de öğrencilere karşı uyguladığı bir şiddet söz konusudur. Ailesi içinde bir takım sorunlar yaşayan öğretmenler okulda öğrencilere karşı bazı şiddetler uygulayabilir. Öğrencinin derste konuşmasını sindiremeyen veya kendisini yaptığı bir yanlıştan dolayı eleştiren öğrencisine dayanamayan öğretmen öğrencilerine karşı fiziksel şiddet uygulayabilir.

“Öğrenci yılandır, devamlı tetikte olmalıyım.” görüşünü benimseyen öğretmen de olur olmadık durumlarda öğrencisine şiddet uygular. Yine “Dayak cennetten çıkmadır.” diyen bir öğretmenin öğrencilerine olur olmaz şiddet uygulaması da kaçınılmaz bir durumdur. Yani öğretmenlerin mesleğe başlarken kafasında öğrenci ile ilgili oluşan düşünce, öğretmenin şiddete bakışı konusunda çok önemlidir. Öğrencisini sadece yaramaz, tembel, baş belası olarak gören öğretmenler okulda şiddettin en önemli nedenlerindendir.

Okullarda uygulanan bir diğer şiddet ve belki de en önemlisi cinsel şiddettir. Öğrenciye “Seni sınıf geçireceğim.” diyerek cinsel isteklerini uygulamaya zorlayan okul yöneticisi ve öğretmenleri haber programları ve gazetelerde duyup okumuşuzdur. Okulda şiddetin en önemli ve en vahşice olanı bu şiddet türüdür. Ayrıca bazı kendini bilmez öğrenciler de kız arkadaşlarına laf atma, sarkıntılık yapma, onlarla cinsel münasebetle bulunma gibi bazı şiddet içeren durumlara kalkışabilmektedir.

 

Okulda şiddetin başlıca nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

· Her yeni iktidarla birlikte değişen ve nitelikli bir eğitimin sağlanmasında yeterli olmayan öğretim programları,

· Öğrencilere her sene sonunda af çıkması ve öğrencilerin sınıf geçmenin pek de zor olmadığını anlamaları,

· Öğretmen açığı nedeniyle, geçen yıllarda “eğitim bilimi (pedagoji)” yeterliliği olmayan kişilerin bile öğretmen olarak atanması ile niteliksiz öğretmenlerin var olması,

· Okullarda rehberlik servislerinin olmayışı, olanların da yeterli düzeyde işlerlik kazanamaması,

· Öğretmenlerin maddi anlamda tatmin edilememesi ve “iş sevgisinin” azalması,

· Eğitim dünyasında adaletli bir öğretmen dağılımın olmaması ve bölgesel farkların neredeyse doruk noktaya ulaşması,

· Öğrenciyi değerlendirmede yetersiz sınavlarla dolu bir öğrenim yaşamı içerisinde, öğrencilerin sosyal etkinliklere katılma olanağı bulamamaları,

· Ülkemizde gelir dağılımındaki ayrılıkların, sınıf ortamlarına da taşınması,

· Okulun içinde ve çevresinde yeterince güvenilir bir ortam yaratılmaması ve özellikle okul çevresinde öğrencileri okuldan uzaklaştıracak yerlerin denetimsiz bir biçimde açılması…

Sıraladığımız maddeler, okulda şiddetin tek yönlü nedenlerden kaynaklanmadığını ve birçok etkenin şiddete yönelmede etkili olduğunu göstermektedir.

 

3. Okulda Şiddetin Sonuçları

Son yıllarda toplumda gelişen refah seviyesi, teknoloji kullanımı ve eğitim imkânlarına rağmen okullarda şiddet oranı daha da artmaktadır ve ne yazık ki bu durum önlenememektedir. Türlü iletişim araçlarının da yoğun bir şekilde topluma hâkim olmasıyla bu şiddet gençler ve çocuklar üzerinde geniş bir şekilde etkisini göstermektedir. Kabul etmesek de, inandırıcı gelmese de okullarda şiddet oldukça yaygındır ve bu durumdan hem öğrencilerin bir kısmı hem de aileler rahatsız olmaktadır. Yansımayan boyutlarıyla da ele alındığında şiddet, toplumsal bir linç kültürü halini almaya başladı denebilir. Bu yükselen şiddetin sonucu olarak, birçok ülkede öğrencilere işbirliğini, ikili ilişkilerde arabulma, çatışmaları çözümleme teknikleri öğreten programlarla, şiddetin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

Okullarda görülen olumsuz davranışlar; silah taşıma, eşyaya zarar verme, kavga etme, öldürme, psikolojik baskı, ahlâk dışı davranışlara zorlama, intihar girişimi, kabadayılık ve çeteleşme şeklinde sınıflandırılabilir. Bu tür davranışlar bir kişi ile sınırlı kalmayarak, toplumu ve eğitim camiasını tesir altına alır. Bu durumda okullarda güven eksikliği oluşur, emniyetin olmadığı bir yerde çocuk ve gençler kendilerini eğitim ve öğretime veremez, neticede eğitimin kalitesi düşer. Şiddetin önünün alınamaması, bu tür menfi davranışların daha da artmasına sebep olur. Şiddet, kullanıcılarının elinde âdeta sihirli bir güç hâline gelir. Şiddet kullanan talebeler mesuliyetten kaçar, çeşitli menfaatler elde eder (para toplama, dersleri kolayca halletme, okuldaki kurallardan kurtulma, arkadaşlarına hükmetme vb.), nüfuzlarını artırır ve ilgi odağı olur. Bir kısır döngü içinde şiddet, olumsuz duygu ve davranışları tetikler; bu ise yeni şiddet olaylarına basamak oluşturur.

Şiddete uğrayan çocukların tehdit neticesi yaşadığı şahsiyet zedelenmesi, utanç duymalarına ve sessiz kalmalarına sebep olabilir. Bu durumda, çocukların baskı ve şiddete maruz kalması devam edebilir. Bu da sebepsiz korkulara, aileye bağımlılıktaki artışa, strese, başarı düşüşüne, depresyona, intihar girişimine veya şiddete karışmaya neden olabilir.

Şiddetle karşılaşan çocukta çeşitli sakatlıklar ortaya çıkabilir. Kırıklar, beyin kanamaları, iç organ yaralanmaları sonucu ortopedik sakatlıklar, felçler, havale, zekâ özrü, çeşitli organ yetersizlikleri oluşabilir. Bu hasarların çok ağır olması durumunda ölüm ortaya çıkabilir. Yaşamı kurtulanlarda ise depresyon, kaygı bozukluğu, sosyal uyumsuzluk vb. gibi ruhsal sorunlar oluşabilir. Bu kişilerde uyuşturucu bağımlılığı, suça ve fuhşa yatkınlıkta artış olduğu gösterilmiştir. Zekâ özrü ya da ruhsal örselenme sonucu bu çocuklarda genellikle okul başarısı düşüktür. Dayak çocuğun bilişsel gelişimini de olumsuz yönde etkilemektedir. Fiziksel cezalandırmayla terbiye edildiği düşünülen çocuklar, kaba gücün sorunları çözmek için etkin bir yöntem olduğuna inanarak büyürler ve erişkin yaşlarda kendileri de başka çocukları istismar eden erişkinlere dönüşebilirler, böylece istismar olayları kuşaktan kuşağa sürüp gider.

Şiddet içeren davranışlar sonucu, fiziksel istismar söz konusu olabileceği gibi, psikolojik istismar da gerçekleşebilir. Zaman zaman, duygusal şiddet olarak da tanımlanan psikolojik şiddet, genel olarak tehdit unsurunu içerse de, kimi araştırmacılar tarafından sözel şiddetle birlikte ele alınarak değerlendirilmektedir.

Anne-babaların, çocuklarındaki sıra dışı davranışları erken fark etmeleri önemlidir. Şiddete maruz kalmış bir çocuk, bunu gizleme yoluna gider. Dolayısıyla anne-baba ve eğitimciler, çocuktaki bu tip değişiklikleri fark etmeye çalışmalıdır. 2.245 çocuk üzerinde yapılan bir araştırmada, anne-babaların çocuklarının durumlarını takip etmemelerinin, çocukların şiddete maruz kalmalarını tetiklediği tespit edilmiştir.

 

4. Okulda Şiddeti Engelleme Yolları

Şiddet, özellikle okul kavramıyla bir araya gelmemesi gereken kavramdır. Bunun için okul yöneticilerinin gerekli önlemleri almaları, şiddet eylemlerine karşı kulakları tıkalı olmamaları gerekmektedir. Aksi halde şiddet, bir “eğitim biçimi” sanılmaya başlanabilir. Oysaki şiddet eğitimsizliğin göstergesidir. Şiddet davranışını öğrenen bireylerin eğitimle bu davranışları ortadan kaldırılabilir. Bunun yanı sıra, suç ve şiddet olaylarının erken teşhis edilip, önüne geçilmesinde etkili olabilecek davranışsal ve duygusal işaretler vardır.

Okulda şiddeti engellemek için yapılacaklar:

1. Okulda risk faktörü içeren durumların tespit edilmesi ve bu doğrultuda okul eylem planının yapılması,

2. İhtiyaç duyan öğrencilere psikolojik danışma ve grup rehberliği çalışmalarının yapılması,

3. İhtiyaç duyan öğrencilerin sosyal faaliyetlere olumlu şekilde yönlendirilmeleri,

4. İhtiyacı olan öğrencilerin aileleriyle bireysel görüşmelerin yapılması ve buna yönelik seminerler düzenlenmesi,

5. Gerektiği zaman öğrenci ailelerinin ziyaret edilmesi,

6. Etkili okul kurallarının belirlenmesi, kurallar belirlenirken okul idaresi öğretmen ve öğrencilerin katılımıyla kurallar belirlenmesi ve bu kuralların uyulmasında titizlik gösterilmesi,

7. Okul çevresi kontrollerinin emniyet desteği ile sağlanması,

8. Okul psiko-sosyal ani müdahale ekiplerinin oluşturulması ve gereken durumlarda etkin şekilde faaliyet göstermelerinin sağlanması,

9. Servis denetimlerinin arttırılması,

10. Okul kantin denetimlerinin sıklaştırılıp bu denetimlerde titizlik gösterilmesi,

11. Sınıf rehberliğinin etkin çalışması,

 

Okulda şiddetin engellenmesi veya öğrencilerin birtakım şiddet unsurlarına yönelimlerinin engellenmesi onların çeşitli gereksinimlerinin karşılanması ile yakından ilişkilidir.

Bu gereksinimler güvenlik ihtiyacı, fiziki ihtiyaçlar, sosyal ihtiyaçlar, psikolojik ihtiyaçlar ve eğitimsel ihtiyaçlar gibi öğrenci açısından çok önem taşıyan unsurlardır.

Okulda şiddetin engellenebilmesi başta okul eğitim kadrosunun (okul yöneticileri, öğretmenler, diğer personeller…) bu konuda bilinçli olmasını ve bu konuda planlı ve tutarlı bir yol izlemesini gerektirir. Ailenin de bu konuda bilinçli olması ve duyarlılıkla bu sorunların çözümüne yardımcı olması ayrı bir önem taşımaktadır.

Okullarda yapılması gerekenlerde dikkat edilecek noktaları şöyle sıralayabiliriz:

  • Çok boyutlu, kapsamlı yaklaşımla, aileleri, akranları, medyayı, toplumun öğelerini bir arada ele alan programlar hazırlamak ve uygulamak,

  • Erken sınıflarda başlayıp sonradan sonraki sınıflarda pekiştirilen programlara sahip olmak,

  • Kişisel ve sosyal becerileri geliştirenler, öfke yönetimi, kara verme ve sosyal problem çözme, akran müzakeresi, çatışma yönetim becerileri, akran baskısına direnme, etkili iletişim becerileri, arkadaşlık, birbirine saygı duyma, birbirine özen gösterme, nezaket, üzerine odaklaşan programlar yürütmek,

  • Programda yer alan öğretmenlerin eğitimi de çok önemlidir. Bazı öğretmenlerin etkileşime dayalı tekniklerde rahat olmamaları ya da daha az beceri sahibi olmaları nedeniyle etkileşime dayalı teknikler konusunda eğitilmeleri çok önemlidir. Dolayısıyla öğretmenleri bu konuda eğitmek,

  • İyi disiplini artıran etkili sınıf yönetimi tekniklerinin elementleri olması etkili olabilir, çünkü sınıfın olumlu kontrolü, şiddeti önleme programlarında çok önemlidir. Kısaca okulun olumlu atmosferinin ya da kültürünü arttırmaya yönelik programlar yürütmek,

  • Saldırganlık, şiddet ve zorbalığı önlemeye yönelik normları destekleyen yapıda olmak,

Yapılan çalışmalar uzun döneme yayılmalı, uzun soluklu olmalıdır. Bu özelliklere uyan programlar başarılı olmaktadır.