Yazı Başlığı: İlginç Bilgiler - 3
Eklenme Tarihi: Eylül 28, 2007
Kategori: ilginc_bilgiler
…İlginç
Bilgiler...
(3)
· Doğum
Gününde Pasta Kesme Adeti Nereden Geliyor?
Düğünlerde pasta kesmek
adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin
iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum
günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten
tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün
pastasından farklıdır. Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz.
Aslında tarihi gelişimi içinde kek demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının
bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya
çıkması ise Ortaçağda Almanyada olmuştur. 13. yüzyılda Almanyada çocuklara
gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival
şeklinde kutlanıyordu.
Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken
başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta kek eve getirildiğinde çocuk
uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı
değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk
mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu. Pastanın üzerindeki mumların
sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek
hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün
istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü
kutlamaları çocuklara yönelikti. Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum
günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü
pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak,
eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden
kalmadır
· Çinliler
Yiyecekleri Niçin Çubuklarla Yerler?
Aslında nedeni tam
bilinmiyor. Bir görüşe göre, vakti zamanında Çin imparatorlarından biri halkın
ayaklanmasından korktuğundan, eritilip silah olarak tekrar kullanılabilecek
metal olan her şeyin toplanmasını emretmiş. Ellerindeki bıçak, kaşık ve benzeri
şeyleri vermek zorunda kalan Çinliler ne yapsınlar, çaresiz bambu kamışlarından
yapılmış ince çubuklarla yemek yemeye alışmışlar. Akla daha yatkın gelen diğer
bir görüşe göre ise çubukla yemek adeti Çinlilerin yiyeceklerini küçük parçalara
bölüp yeme alışkanlıklarından ve buna bağlı olarak zaman içinde çok önemli bir
ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Yemek çubukları milattan bir yüzyıl önce doğmuş.
Yemeği içindeki yağa atıp karıştırarak pişirmeye yarayan tava benzeri kaplar
kullanılmadan önce yiyecekler odun ateşi üzerinde pişiriliyormuş.
Nüfus çoğaldıkça artan
yiyecek ihtiyacından dolayı ormanlar kesilip tarlalar açıldıkça bu sefer de
odun, yani yakacak sıkıntısı başlamış. Zamanla etleri ve sebzeleri çok küçük
parçalara bölüp, yağ içinde karıştırarak kızartmanın hem süratli pişmeyi hem de
odundan tasarrufu sağladığını görmüşler. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle,
yemek masası kullanmak zenginlere mahsus bir lüks olduğundan insanlar bir elleri
ile yiyecek veya pirinç tabağını tutuyor, yemek yemek için de sadece diğer
ellerini kullanabiliyorlarmış. Çinlilerin yemeklerinin bol soslu olduğunu
söylemeye gerek yok. Yerken çubukları kullanmak, her şeyi tek elle yemek zorunda
olan Çinlilerin bütün parmaklarının kirlenmesi sorununu çözdüğü için hızla
yayılmış. O zamanlar çubukların çok azı ağaçtan, çoğunluğu fildişi ve
kemiktenmiş. Şimdi artık ne metal ne de ağaç kıtlığı var. Zaten onların yerini
sentetik malzemeler çoktan almış durumda. Ne var ki bırakın Çini, diğer
ülkelerdeki bir çok insan bile bir Çin lokantası bulup, çubuklarla yemeğe
uğraşıp, Çin imparatorunun veya odun yokluğunun yarattığı eziyete seve seve
katlanıyorlar.
· Yılbaşında
Çam Ağacı Süsleme Adeti Nereden Geliyor?
Yılbaşı günlerinde, evin
bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin
kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların cennet ağacı adını verdikleri
ve Adem ile Havvanın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları
ağaç köknardı. 15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi
gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte
bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupaya yayılırken aynı zamanda
göçmenler tarafından Amerikaya da taşınmıştır. Aslında ağaçların ruhani
törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık
öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin
uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz
hayatın sembolleriydiler. Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine
Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul
ediliyorlardı.
Kuzey Avrupada kış
aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralıktan itibaren uzamaya
başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin
geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı. Bu
adet Avrupada güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin
başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın
canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak
tarihler konusunda kafalar iyice karıştı. Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin
karanlığın bitişi ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsanın doğum
günü kabul edilerek ki bu kesin değildir.
Noel kutlamalarına dönüştürüldü. Bu
arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam
ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada
adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş
etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur. Uygarlık ve
teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen
minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı.
Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor.
Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini
kullanıyor.
|»
"İlginç Bilgiler" Sayfasına Dön! « |
Not:
İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir...
|