Yazı Başlığı: Hazır Cevaplar - 1
Eklenme Tarihi: August 23, 2007
Kategori: hazir_kisa_cevaplar
...Hazır Cevaplar... (1)
ÖLÜLER ÇİÇEK KOKLAMAZ Amerikalı iş adamı, bir Çinliye alay ederek sormuş: - Ölüleriniz, mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ne Zaman yiyecek? Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş: - Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı Zaman. YIKA DA GETİR Süleyman Nazif ve Abdülhak Şinasi birlikte yemek yerken, Şinasi garsonu çağırır ve su ister. Şinasinin kirden ve mikroptan eldivenle el sıkacak derecede korktuğunu bilen Süleyman Nazif garsona seslenmeden edemez: - Oğlum, beyefendinin suyunu yıka da öyle getir. SUSTURUCU TEDAVİ Zamane gençlerinden biri,bir toplantıda Akifi küçük düşürmeye çalışıp: - Siz baytardinız, değil mi? Demiş. Akif, istifini bozmadan şu cevabı vermiş: - Evet,bir yeriniz mi ağrıyordu? NE ALIRSINIZ? Yahya Kemal bir yokuşu çıkıncaya kadar nefes nefese kalır. Yokuşun sonundaki lokantadan bir garson seslenir: - Buyrun beyim ne alırsınız? Yahya Kemal tebessümle: - Evlat,müsaade edersen bir nefes alacağım. SIR SAKLAMAK Yavuz Sultan Selim, bir çok Osmanlı Padişahı gibi devletin selameti için sefer hazırlıklarını gizli tutarmış. Bir keresinde vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona: - Sen sır saklamasını bilir misin? diye sormuş. Vezir, Yavuzdan cevap alacağı ümidiyle: - Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Sultan Yavuz cevabı yapıştırmış: - Ben de bilirim. CENNETİN YOLU Hristiyan din adamlarından biri, Ülkemize gelerek küçük bir çocuktan kendisine o şehirdeki kiliseyi göstermesini ister. Kiliseye ulaştıklarında, papaz: - Aferin çocuğum, der. Yarın buraya gel de, sana cennetin yolunu göstereyim. Çocuk, papazın niyetini sezerek: - Siz, kilisenin yolunu dahi bilmiyorsunuz, diye cevap verir. Cennetin yolunu nasıl bileceksiniz ki? NE ALIRSINIZ ? Çok şişman olan Yahya Kemâl, bir yokuşun sonundaki lokantanın önünde dinlenirken,içeriden çıkan garson: - Buyurun beyim, diye atılmış. Ne alırsınız? Yahya Kemal, tebessüm edip: - Evlât, demiş. Müsaade edersen biraz nefes alacağım. Çanakkale İÇİNDE İngiliz garson, Türk müşteriye:  - Çanakkale'de çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz deyince, bizimkinden gayet soğukkanlı bir şekilde şu cevabı almış: - Orada ne işiniz vardı? HASTANIN YEMEĞİ Lokman Hekime: - Hastamıza ne yedirelim? diye sorduklarında, şu cevabı vermiş: - Acı söz yedirmeyin de, ne yese olur. NEYZENİN NEZAKETİ! Mehmet Âkif, elini yıkadıktan sonra, Neyzen Tevfik'in kendisine uzattığı havlunun kirini görünce: - Hayır, diye bağırmış. Elimi daha yeni yıkadım. GÖNÜLSÜZ GÖNÜL Abdülhak Hâmidin evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamide döner ve: - Efendim, gönül kocamaz! der. Hamid cevap verir: - Kocamaz ama, kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez. BÖYLE KORUNUR Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder. öss Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak: - Seni tebrik ederim yavrum, der. Gerçekten de gerçekten de emniyetli bir adammışsın. Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, âferin! VELÂYETİN GÖRDÜĞÜ Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han: - Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz diye çıkışır. Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der: - Peder ne der, kader ne der. ÇIKMAYAN MANA Mehmet Akif, Baytar Mektebinde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendiyi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar:.: - Salih Efendi İki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim cevabını verince, Akif dayanamaz ve: - Hayret doğrusu, der. Biz birini bile çıkartamadık da. SOKRAT VE BİLEYTAŞI Talebelerden biri Sokrata sormuş: - Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hitabet sanatını öğrettiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun? - Evlat, demiş Sokrat. Bileytaşı keskin değildir amma, en sert demiri bile keskin eder... ANLADIĞININ İSPATI Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfike göstererek fikrini sorar: Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam: - İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadinız ki! Neyzen Tevfik şu cevabı verir: - Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım. BİRBİRİNE BAĞLI Hâkim, kaza yaparak birkaç kişinin ölümüne yol açan bir şoförün ehliyetini iptal edince, şoför: - Aman hakim bey, diye sızlanmış. Benim yaşayabilmem, şoförlük yapmama bağlı. Hâkim cevap vermiş: - Başkalarının yaşaması da sizin şoförlük yapmamanıza bağlı.
|
|
Yorumları Oku (5) Yorum Yaz Yazdır Tavsiye Et
|
Yazı Başlığı: Hazır Cevaplar - 2
Eklenme Tarihi: August 23, 2007
Kategori: hazir_kisa_cevaplar
...Hazır
Cevaplar...
(2)
AKŞAM YEMEĞİ
Yahya Kemâl, dostlarından birine:
- Bu akşam yemeği benimle yer misin? Diye sorunca, arkadaşı:
- Hay hay! Der. Çok memnun olurum. Hiçbir mazeretim yok!
Yahya Kemal gülümseyerek karşılık verir:
- İyi öyleyse, bu akşam size geliyorum.
HAKLI ÖLÜM
Sokrat ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
- Haksız yere öldürüyorsunuz, diye ağlamaya başlayınca,
Sokrat:
- Ne yani, demiş. Bir de haklı yere mi öldürseydim?
HZ. ADEMİN MİRASI
Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın
vermiş. Dilenci parayı alınca:
- Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi?
Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeÅŸ olduÄŸunu sorunca, dilenci:
- İkimiz de Hazreti Ademin çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz.
Sultan Fatih:
- Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay
isterse, sana zırnık bile düşmez.
GÖNLÜMÜ FETHETTİĞİ İÇİN
Fatihe sorarlar:
- İstanbulu niçin fethettin?
Cevap verir:
- Önce o benim gönlümü fethettiği için!
DÜŞMANIN CANI
Şair Nefi bir toplantıda konuşurken, düşmanlarından biri içeri girmiş, fakat
herkese selam verdiÄŸi halde kendisine:
- Merhaba canım! demiş.
Nefi durur mu? Hemen cevabı yapıştırmış:
- Derhal çıkıyorum.
FİKİR YAKALAMAK
Şahabettin Süleyman, bir gün Ahmet Haşim'e:
- Üç günden beri zihnimde önemli bir fikir saklıyorum, dediğinde, Ahmet Haşim,
onun fikir üretmedeki kısırlığını ima ederek şöyle demiş:
- Günahtır yahu, salıver gitsin şu fikri. Zavallıcık günlerden beri tek başına
kim bilir ne kadar sıkılmıştır?
UYKU KARDEŞLİĞİ
Mevlana Hazretleri, talebelerinin biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin
sarmaş dolaş uyuduklarını görürler.
Yanındaki talebesi:
- Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bundan ibret alsa.
Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir:
- Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.
DÜNYANIN YÜZÜ
Hastalıktan ötürü gözleri kapanmış olan bir adam, halk şairi Seyraniye:
- Bende dünyayı görecek göz mü kaldı? diye şikayette bulununca, söz eri Seyrani:
- Hiç üzülme dostum demiş. Zaten dünyaya da bakılacak surat kalmadı.
BRAVO!..
Genç bir şair, saçma sapan şiirlerini Victor Hugoya okuduktan sonra:
- Üstad, diye sormuş. Şiirlerimi nasıl buldunuz?
Victor Hugo:
- Vezinsiz, kafiyesiz ve manasız bir şey yazmak istemiş ve tam muvaffak
olmuÅŸsunuz, demiÅŸ. Bravo doÄŸrusu.
Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
- Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlayınca, Sokrat:
- Ne yani, demiş. Birde haklı yere mi öldürülseydim!
Sultan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında
ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:
- 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der:
- Biz de onlara yaklaşıyoruz.
Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanırmısınız?
Filozof: Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım.
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere
çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında,
vezirlerinden biri ısrarla seferin
yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
- Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş. Vezir:
- Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:
- Ben de bilirim.
|
|
Yorumları Oku (yok) Yorum Yaz Yazdır Tavsiye Et
|
Yazı Başlığı: Hazır Cevaplar - 3
Eklenme Tarihi: August 23, 2007
Kategori: hazir_kisa_cevaplar
...Hazır
Cevaplar...
(3)
Bir toplantıda bir genç, M. Akif'i küçük düsürmek için:
- Afedersiniz, siz veteriner misiniz? demiş. M. Akif hiç
istifini bozmadan şu cevabı vermiş:
- Evet, biryeriniz mi ağrıyordu?
Bir doktor alkolsüz bira içilir mi? diye soran hastasına, Nasreddin Hoca’nın
şu fıkrası ile cevap vermiş:
Adamın biri, Nasreddin Hoca’ya:
- Tuvalette bir ÅŸey yemek caiz midir? diye sorunca, Hoca:
- Caizdir, demiş. Ama içeride başka bir şey yediğini zannederlerse, ne
diyeceksin?

N.Fazıl Kısakürek,vapurla Kadıköy’e geçerken, yanına biri yaklaşıp:
- Üstad, diye sormuş. Peygamberlere ne diye gerek duyuldu?
Biz yolumuzu bulabilirdik.
Necip Fazıl, okuduğu
kitaptan başını kaldırmadan:
- Ne diye vapura bindin ki, cevabını vermiş.
Yüzerek karşıya geçebilirdin.
İmam- ı Azam hazretleri, üzerine doğru gelmekte olan bir hayvana yol vererek
kenara çekildiğinde, yanındakiler neden böyle yaptığını sormuşlar.
Hazret, düşünmeden cevap vermiş
- Onun boynuzları var, benim ise aklım.
Yavuz Sultan Selim,birçok Osmanlı Padişahı gibi sefer hazırlıklarını gizli
tutarmış. Bir sefer hazırlığında veziri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi
sorunca, Yavuz ona: Sen sır saklamasını bilir misin? diye sormuş.
- Vezir, Yavuz’dan cevap alacağı ümidiyle:
- Evet, Hünkarım bilirim, dediğinde; Yavuz cevabı yapıştırmış:
- Ben de bilirim.
Öğrenci;
- Hocam,diye sormuÅŸ.İnsan,maymunun geliÅŸmiÅŸ ÅŸeklidir’’diyorlar.Ne dersiniz?
Seyid Ahmet Arvasi cevap vermiÅŸ.
- O mantığa göre çınar ağacı da maydonozun gelişmiş şeklidir.
Selçuk Sultanlarından biri,Mevlana’yı ziyaret ederek,saltanatları arasında
ne fark olduğunu sorduğunda, o büyük zattan şu cevabı almış:
- Senin saltanatın, gözlerin açık kaldığı müddetçe bakidir. Benim saltanatım
ise, gözlerimi kapadığımda başlar.
Lokman Hekim’e:
- Hastalarımıza ne yedirelim? diye sorduklarında, şu cevabı vermiş:
- Acı söz yedirmeyin de, ne yedirirseniz olur.
Bir Fransız yazar,Mehmet Akif’e:
- Kadinlarınızı evden çıkartmadığınız doğru mu? diye sorduğunda Akif:
- Daha önceleri öyleydi, karşılığını vermiş. Fakat şimdi dışarı çıkarttık ve
bir türlü içeri sokamıyoruz.
Alaaddin BaÅŸar’a:
- Şeytan,niçin meyhaneye gidenlere vesvese vermiyor? diye sorduklarında:
- Vermez tabi, demiÅŸ. EÄŸer verse kazayla camiye giderler.
Ne Yedirelim? Lokman Hekim'e:
- Hastalarımıza ne yedirelim?diye sorduklarında,şu cevabı vermiş:
- Acı söz yedirmeyin de,ne yedirirseniz olur.
Ben Çekilirim Dünya nimetlerine önem vermeyen yasayış ve
felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden
başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karsılaşır. İkisinden biri kenara
çekilmedikçe geçmek olanaksızdır. Mağrur zengin, filozofa:
- Ben bir serserinin önünde kenara çekilmem.
Bunun üzerine Diyojen kenara çekilerek,gayet sakin su karşılığı verir:
- Ben çekilirim.
Sabır Cüneyd- i Bağdadi'ye "sabır nedir?" diye
sorduklarında şu cevabı vermiş.
- Yüzünü ekşitmeden, acıyı yudumlamaktır.
|
|
Yorumları Oku (yok) Yorum Yaz Yazdır Tavsiye Et
|
|