Yazı Başlığı: Cümlede Anlam
Eklenme Tarihi: Temmuz 26, 2007
Kategori: cumlede_anlam
Cümlede Anlam
Cümle, yargı
bildiren sözcük ya da söz öbeğidir. Bir sözün yargı bildirmesi, şahıs ve kip
bildirecek biçimde çekimlenmesine bağlıdır. Bu özelliği gösteren tek bir sözcük
cümle olabileceği gibi birbirini tamamlayan birçok sözcük de cümle özelliği
gösterebilir. Yani “geliyorum”, “hastayım” sözleri de cümledir; “Dün seni okulun
bahçesinde arkadaşlarınla gezerken görmüştüm.” de cümledir. Daha uzun cümleler
de kurulabilir.
Bizim burada
üzerinde duracağımız konu cümlenin yapısal özellikleri değil anlamlarıdır.
Sınavlarda çıkan cümle anlamıyla ilgili soruları iki grupta değerlendirebiliriz.
Birincisi cümlelerin anlamca eşleştirilmesi şeklindedir. Bir bilgi gerektirmeyen
bu tür soruların çözümünde cümlelerin ifade ettiği anlamların iyi kavranması
gerekir. Kimi zaman ise bu şekilde eşleştirme sorulmaz da cümlede anlatılmak
istenenin ne olduğu, sözü edilen düşünceyle, hangi cümlenin aynı doğrultuda
olduğu ya da sözü edilen düşünceyle hangi cümlenin çeliştiği sorulabilir
Bazı cümle anlamı
soruları da cümle tamamlama biçiminde olabilir.
İkinci grup cümle
anlamı soruları ise kavramlar ve duygularla ilgilidir. “Tanım, üslup,
değerlendirme, öznellik, nesnellik, karşıtlık, eşitlik, karşılaştırma, önyargı,
neden-sonuç, koşula bağlılık, beğenme...” sorulan kavram ve duygulardan
bazılarıdır. Bunlardan önemli gördüklerimizi açıklayarak konuyu pekiştirelim.
TANIMLAMA
Bir şeyin ne
olduğunu anlatan cümleler tanım cümleleridir. Bu tür cümleler “Bu nedir?”
sorusuna cevap verir. Örneğin, “Sözcük, dilin anlamlı en küçük parçasıdır.”
cümlesinde tanım yapılmıştır. Çünkü, “Sözcük nedir?” sorusuna cevap verir.
ÜSLUP
Sanatçının dili
kullanma biçimi, anlatım şekli üslupla ilgilidir. Cümlelerin uzunluğu, kısalığı,
sözcük seçimi, sanatlı ya da yalın oluş, sanatçının üslubunu ortaya koyar.
Örneğin, “Sanatçı eserinde gerçekleri dile getirir.” cümlesi üslupla ilgili
değildir. Çünkü anlatımdan söz edilmemiş. Ancak “Sanatçı, eserinde gerçekleri
kısa, yalın cümlelerle dile getirmiş.” sözü üslupla ilgilidir.
KARŞILAŞTIRMA
Bir düşünceyi ya da
kavramı daha anlaşılır hale getirmek için onu başka bir düşünce ya da kavramla
herhangi bir yönden değerlendirmeye denir. Karşılaştırma, ortak ya da farklı
yönlerden yapılabilir. Örneğin “Ahmet’in boyu Ali kadar uzundur.” cümlesinde
Ahmet ve Ali boyları yönünden karşılaştırılmışlardır. “Ali, Ahmet’ten
çalışkandır.” cümlesi de bir karşılaştırmadır. Karşılaştırma çalışkanlık
yönünden yapılmış. “Ahmet gezmeyi çok sever, Ali ise ders çalışmayı tercih
eder.” cümlesinde de karşılaştırma vardır. Ali ve Ahmet sevdikleri durumlar
yönünden karşılaştırılmışlardır.
Karşılaştırmayla
benzetmeyi karıştırmamalıyız. Karşılaştırmada üstünlük, aşağılık ya da aynı
seviyede olmak gibi bir derecelendirme vardır. Benzetmede bu görülmez. “O aslan
gibi bir delikanlıdır.” cümlesinde benzetme vardır. Ancak “O aslan kadar
güçlüdür.” cümlesinde karşılaştırma vardır; çünkü birincisinde benzerlik,
ikincisinde derecelendirme söz konusudur.
ÖZNELLİK VE
NESNELLİK
Kimi yargıların
kişiden kişiye değişen göreli bir yanı vardır. Bu yargıların doğru ya da yanlış
olduğu kanıtlanamaz. Söyleyenin yorumunu içeren bu tür yargılara öznel yargılar
denir. Örneğin “En beğenilen edebiyat türü romandır.” cümlesinde beğeni ifadesi,
söyleyenin yorumuna bağlıdır ve bu yorum kişiden kişiye değişir.
Doğruluğu ya da
yanlışlığı kişiden kişiye değişmeyen, kanıtlanabilir bir bilgi özelliği taşıyan
ve söyleyenin yorumunu içermeyen yargılar ise nesneldir. Örneğin, “En çok satan
romanlar aşk romanlarıdır.” cümlesi nesneldir. Çünkü satış rakamları incelenerek
kanıtlanabilecek bir bilgi cümlesidir.
DEĞERLENDİRME
Bir sanat eserinin,
sanatçının ya da herhangi bir durumun iyi ya da kötü yönlerini ortaya koymaya
veya özelliklerini belirlemeye değerlendirme denir. Değerlendirmeler öznel ya da
nesnel nitelik gösterebilir. Örneğin “Sanatçı şiirinde yabancı sözcüklere hiç
yer vermemiş.” cümlesi nesnel bir değerlendirmedir. Ancak “Şiirde her insanı
derinden etkileyen hayal alemlerine yer verilmiş.” cümlesi öznel bir
değerlendirmedir.
Değerlendirme belli
bir eser, kişi ya da durum üzerine yapılır ve genel kanı niteliği taşımaz.
KOŞULA BAĞLILIK
Bir eylemin ya da
durumun gerçekleşebilmesi için önceden olması gereken başka bir durumun varlığı,
koşula bağlılıktır. Örneğin “Sizinle gelirim, ama önce bu işi bitirmeme yardım
ederseniz.” cümlesinde “gelme” eyleminin olması “yardım etme” eyleminin
gerçekleşmesine bağlıdır. Koşul olarak ileri sürülen durum gerçekleşmezse sonuç
olacak durum da gerçekleşmez. Cümledeki koşulu bulabilmek için yükleme “hangi
şartla, hangi taktirde” gibi sorular sorulabilir.
NEDEN - SONUÇ
Bir eylemin hangi
gerekçeyle ya da hangi nedenden dolayı yapıldığını bildiren cümlelerde
neden-sonuç ilgisi vardır. Bunu bulmak için yükleme “niçin” sorusu sorulabilir.
Bu tür sorularda neden-sonuç sorulabileceği gibi hangi gerekçeyle yapıldığı da
sorulabilir.
|