Yazı Başlığı: Cümle Türleri
Eklenme Tarihi: Temmuz 27, 2007
Kategori: cumle_turleri
Cümle Türleri
Cümleler,
kendini oluşturan sözcüklerin anlamlarına, cümlede bulundukları yerlere,
türlerine göre değişik özellikler gösterir. İşte bu özelliklere göre cümleler
değişik gruplar altında incelenir. Bu grupları biz dörde ayırabiliriz.
A.
Yüklemlerine Göre Cümleler
B. Öğe
Dizilişlerine Göre Cümleler
C.
Anlamlarına Göre Cümleler
D.
Yapılarına Göre Cümleler
A.
YÜKLEMLERİNE GÖRE CÜMLELER
Buna
“yükleminin türüne göre” de denilebilir. Çünkü cümleyi yüklemine göre incelerken
yüklemi oluşturan sözcüklerin türüne bakılır.
1. Fiil
Cümlesi:
Yüklem durumunda bulunan söz, çekimlenmiş bir fiilse, cümle fiil cümlesidir.
Örnek:
“Soğuk günler artık geride kaldı.” cümlesinde “kaldı” yüklemdir. Bu yüklem
“kalmak” fiilinin bilinen geçmiş zamanda çekimlenmesiyle oluştuğundan, cümle,
yüklemine göre fiil cümlesi olur.
2. İsim
Cümlesi:
Yüklem çekimli bir fiil değilse, ister isimden ister edattan isterse fiilimsiden
oluşsun isim cümlesi sayılır. Yani adına aldanıp sadece ismin yüklem olduğu
cümleler olarak anlamamak lazım bunu.
Örnek:
“Bu roman, yazarın okuduğum ilk kitabıydı.”
cümlesinde yüklem “kitabıydı” sözü üzerine kuruludur ve “kitap” ismi “idi”
ekfiilini alarak yüklem olmuştur. Elbette yüklem bu cümlede “yazarın okuduğum
ilk kitabıydı” şeklinde bir isim ve sıfat tamlamasından oluşan söz öbeğidir.
B. ÖĞE
DİZİLİŞİNE GÖRE CÜMLELER
Türkçe’de
cümleyi oluşturan öğeler belli bir mantık dizilişine göre sıralanır. Hatta
tamlamayı oluşturan sözcüklerin bile bir sıraya göre dizilmesi gerekir. Bu
dizilişlerde en önemli unsur yüklemdir. Çünkü dilimizde yüklemin daima sonda
bulunması gerekir. İşte öğelerin bu sıralanışına göre, cümleler iki grupta
incelenir.
1.
Kurallı Cümle:
Yüklemi
sonda bulunan, yani öğelerin Türkçe’nin kurallarına göre sıralandığı
cümlelerdir.
Örnek:
“Buralarda eskiden çok güzel evler vardı.”
cümlesinde “vardı” yüklemi sonda bulunduğu için cümle kurallıdır.
2.
Devrik Cümle:
Yüklemi
sonda bulunmayan cümlelerdir.
Örnek:
“Bu
kitabı iki yıl önce okumuştum ben.”cümlesinde yüklem “okumuştum” öğesidir. Ondan sonra “ben” öznesi geldiğinden
yüklem sonda değildir. Öyleyse cümle devriktir.
Bazı
cümlelerde ise cümlenin temel öğesi olan yüklemin bulunmadığı görülür. Gerçi
“öğe dizilişine göre” dendiğinde sadece kurallı, devrik anlaşılır, ancak
yüklemin bulunmaması da cümlede öğe dizilişini etkiler. Yüklemin bulunmadığı
cümlelere ise eksiltili cümle denir.
3. Eksiltili
Cümle:
Yüklemi
bulunmayan cümlelerdir. Yargının ne olduğu okuyucunun yorumuna bırakılır.
Örnek:
“Karşımızda geniş ve yemyeşil bir ova... Onun tam ortasında küçük ama çok güzel
bir göl...”
cümlelerinde yüklem yoktur. Üç noktalar yüklemin eksik olduğunu gösterir. Ancak
biz cümlede “vardı, görünüyordu, bulunuyordu” gibi bir yargının verilmek
istendiğini anlıyoruz. Öyleyse bu cümleler eksiltili cümlelerdir.
C.
ANLAMINA GÖRE CÜMLELER
Elbette
her cümlenin bir anlamı vardır. Ancak cümleler bu anlamı değişik yapılarla
bildirir. Bazen bir yargıyı haber verir. Bazen anlamı, soruyla bildirir. Bazense
bir duyguyu aktararak ifade eder. İşte bu bildirme şekillerine göre cümleyi üç
grupta inceliyoruz.
1.
Haber Cümlesi: Bir
yargıyı olumlu ya da olumsuz biçimde aktaran cümlelerdir. Bir eylemin
yapıldığını, yapılabileceğini, bir varlığın bulunduğunu ifade eden cümleler
olumlu, tersini ifade edenler olumsuzdur. Olumlu cümlelerde mantıkça istenen bir
durumun bulunması gerekir.
Aşağıdaki
yüklemleri inceleyerek bunu açıklayalım.
Olumlu: geldi, koşmalı, var, paralı, güzel
Olumsuz: gelmedi, koşmamalı, parasız, güzel
değil
Görüldüğü
gibi olumlu yüklemler “-ma, -me” olumsuzluk ekiyle, “değil” olumsuzluk edatıyla,
“-sız” gibi olumsuz anlam veren eklerle olumsuz hale getirilebiliyor. Bazı
cümlelerde ise yapıca yukarıdaki olumsuzluklar bulunduğu halde cümle anlamca
olumlu olabilir. Bu, çoğu kez iki olumsuzluğun bir arada bulunduğu yargılarda
görülür.
Örnek: “Aslında
o seni tanımıyor değildi.”
cümlesinde “tanımıyor değil” yükleminde iki olumsuzluk vardır ve bunlar yüklemin
“tanıyor” şeklinde olumlu bir yargı vermesini sağlamışlardır.
Bazı
cümlelerde ise olumsuzluk, soru yoluyla sağlanır.
Örnek:
“Ben onu
unutabilir miyim hiç?”
cümlesinde yüklem olumlu olduğu halde cümlenin anlamı soru yoluyla olumsuz hale
getirilmiştir.
Bazı
cümlelerde olumsuzluk bağlaçlarla sağlanır.
Örnek:
“Ne
konuyu biliyor ne soruyu soruyor.
cümlelerinde ne... ne.... bağlacı,
Örnek:
“Sanki o
seni seviyor da.”cümlesinde “sanki” bağlacı cümleye olumsuz anlam katmıştır.
2. Soru
Cümlesi:
Cevap
almak amacıyla hazırlanan cümlelerdir. Bunlar değişik soru sözcükleriyle
sağlanır.
Örnek:
“Siz de
bizimle gelir misiniz?”
“Sana bu
ceketi kim almıştı?”
“Ne zaman
bizi ziyaret edeceksiniz?” cümleleri
birer soru cümlesidir.
Soru
cümlelerinde de olumluluk-olumsuzluk olabilir. Bunu yüklemin yapıca olumlu ya da
olumsuz olması belirler.
Örnek:
“Bu olayı
o da biliyor mu?” cümlesinde yüklem olumlu olduğundan cümle olumlu soru cümlesidir.
Örnek:
“Dünkü
davete o da gelmedi mi?”cümlesi
yüklemi olumsuz olduğu için, olumsuz soru cümlesidir.
3. Ünlem
Cümlesi: Yargıyı
bir duygu aktararak ortaya koyan cümlelerdir. Çoğu zaman kızgınlık, sevinme,
alınma, heyecan gibi bir duygu aktarır ya da seslenme bildirir.
Örnek:
“Ne güzel
bir kitap bu!”
Örnek:
“Hey,
bana baksana sen!”cümleleri
ünlem cümlesidir.
Bunların
dışında bazı kaynaklarda istek cümlesi, şart cümlesi, emir cümlesi, gereklilik
cümlesi gibi anlamına göre cümleler de verilmiştir. Ancak bu, cümlenin yapısıyla
ilgili olmayan sadece anlama bağlı özelliktir. Eğer bunu göz önüne alırsak, her
cümleye bir ad bulmak gerekebilir.
Örnek:
“Konuşabilirsin ama biraz alçak sesle.” cümlesi
şart,
Örnek:
“Şimdi
bir soğuk su olsa da içsek.” cümlesi
istek,
Örnek:
"Yarına
kadar bu ödevler bitecek.” cümlesi
emir,
Örnek:
“Bugünün
işini yarına bırakmamalısın.”cümlesi
gereklilik anlamı veren cümlelerdir.
D.
YAPILARINA GÖRE CÜMLELER
Her cümle
bir yargı bildirir. Ancak bazı cümlelerde birden fazla yargı bildiren unsur
bulunur. Bunlar bazen iki ayrı yüklemle, bazen yan cümleciklerle sağlanır.
Cümlenin yapısına geçmeden önce yapıyı belirleyen temel ve yan cümleleri
görelim.
Temel Cümle:
Bir
cümlenin yüklemi temel cümledir. Cümlenin bildirmek istediği asıl yargı da bu
cümleyle verilir. Diğer öğeler temel cümleyi açıklayan tamamlayıcı öğelerdir.
Örnek:
“Akşama
geleceğim.”
cümlesinde “geleceğim” yüklemi temel öğe, “akşama” sözü de onun tamamlayıcı
öğesidir.
Yan Cümle:
Tam bir
yargı bildirmeyen, temel cümlenin bir öğesi durumunda bulunan ve kendi içinde
değişik tamamlayıcı öğeler de alabilen söz öbeğidir. Yan
cümleler iki şekilde yapılabilir: Fiilimsilerle ve çekimli fiillerle.
•
Fiilimsilerle yapılanlar: Cümle
içinde temel cümlenin bir öğesi olan ya da bir öğenin tamamlayıcısı olan
fiilimsiler yan cümlecik yapar.
Örnek:
“Öğretmen
sınıfa girince herkes ayağa kalktı.”cümlesinde “ayağa kalktı” yüklemdir. “Ne zaman ayağa kalktı?” sorusuna “Öğretmen
sınıfa girince” cevabı geliyor. Cümlede zarf tümleci olan bu öğe “girince”
bağfiili üzerine kuruludur. Görüldüğü gibi fiilimsi, bir öğe durumundadır.
Öyleyse zarf tümleci bir yan cümleciktir.
Örnek:
“Bana
fotoğrafını gönderen okuruma teşekkür ederim.”
cümlesinde ise “teşekkür ederim” yüklemdir. “Kime teşekkür ederim?” sorusuna
“Bana fotoğrafını gönderen okuruma” dolaylı tümleci cevap verir. Cümlede
“gönderen” sıfat-fiilini görüyoruz. Bu söz “okur” isminin sıfatı durumundadır.
Yani dolaylı tümlecin tamamlayıcı öğesidir. Tamamladığı öğeyle birlikte yan
cümle yapmış ve dolaylı tümleç görevini üstlenmiştir.
Örnek:
“Karadeniz’de denize fazla açılmak tehlikelidir.”
Örnek:
“Davetime
gelmeyişine çok üzüldüm.”
Örnek:
“Onunla
nerede buluşacağınızı biliyor musunuz?”
Örnek:
“Babasını
görmeden okuluna gitmezdi.”
Örnek:
“Kapıyı
açar açmaz karşımda onu gördüm.”
cümlelerinde altı çizili söz öbekleri fiilimsiyle yapılan yan cümleciklerdir.
• Çekimli
Fiillerle yapılanlar : Fiilin
yüklem olabilmesi için çekimli olması gerektiğini söylemiştik. Ancak her çekimli
fiil yüklem olmaz, bazen cümlenin tamamlayıcı öğesi olur. İşte bu durumda, yani
çekimli bir fiilin bir öğe olduğu durumda, bu fiil yan cümlecik olur.
Örnek:
“O da
gelirse gideriz.”cümlesinde “gideriz” yüklemdir; “O da gelirse” zarf tümlecidir. Bu tümleci
oluşturan “gelirse” sözü “gelmek” fiilinin geniş zamanının şartıyla
çekimlenmiştir. Görüldüğü gibi çekimli bir fiil temel cümlenin öğesi
durumundadır ve yan cümlecik oluşturmuştur.
Örnek:
“O bana,
ben de geleceğim, dedi.” cümlesinde ise “dedi” yüklemdir; "ben de geleceğim” sözü ise nesnedir. Bu öğe
aynı zamanda “geleceğim” sözünün çekimli olmasından dolayı bir cümle özelliği de
gösteriyor. Bu yüzden nesne görevindeki bu cümle, bir yan cümlecik
oluşturmuştur.
Şimdi
cümleleri yapılarına göre inceleyerek konuyu daha da pekiştirelim.
1. Basit
Cümle:
İçinde yan cümlecik bulunmayan cümlelerdir. Bu cümleler tek bir yargı bildirir.
Örnek:
“Bu
sıcakta evde oturulur mu?” cümlesi
basit bir cümledir. Çünkü “oturulur mu” yükleminden başka yargı bildiren öğe
yoktur. Yan cümlecik kullanılmayan bir cümle basit demektir.
Örnek:
Basit
cümle demek, kısa cümle demek değildir.
Örnek:
“Bahçenin
ana kapısından, üstü başı perişan, zavallı bir adam, elinde eski, yırtık bir
torbayla içeriye girdi.” cümlesi
uzun bir cümledir. Ancak tek bir yargı bildirdiğinden, yani içinde yan cümlecik
bulunmadığından basittir.
Örnek:
“Kalabalıktan biri yavaşça kürsüye doğru ilerledi.”
Örnek:
“İri iri
şeftalileri büyük bir zevkle dalından kopardı.”
Örnek:
“Sözlerime içten içe gülüyorlardı.” cümleleri
yapısına göre basit cümlelerdir.
2.
Bileşik Cümle:
Tek bir
yüklemi olan ve içinde yan cümlecik bulunan cümlelerdir. Yan cümlenin özelliğine
ve yükleme bağlanışına göre değişik gruplara ayrılır.
a.
Girişik Cümle:
Yan
cümleciğin fiilimsi olduğu cümlelerdir.
Örnek:
“Çocukların sağlıklı büyümesi için gayret gösterilmeli.”
cümlesinde “gayret gösterilmeli” yüklemdir. Diğer söz öbeği zarf tümlecidir. Bu
tümleç içindeki “büyümesi” isim-fiili yan cümle yapmıştır. Fiilimsi hangi öğe
içindeyse, görevi o öğeyle özdeştir. Bu cümlede zarf tümleci içinde olduğundan
kendisi de zarf tümlecidir.
Örnek:
“Çiçekleri koparan çocukları sonunda yakaladım.”
cümlesinde “yakaladım” yüklemdir. “Çiçekleri koparan çocukları” nesnedir. Nesne
içindeki “koparan” sıfat-fiili yan cümlecik yapmış, yan cümleciğin görevi de
nesnedir.
Örnek:
“Kimsenin
kalbini kırmadan görevini yaptı.”
cümlesinde “yaptı” yüklem, “kimsenin kalbini kırmadan” zarf tümlecidir.
“Kırmadan” fiilimsi olduğundan yan cümleciktir.
Örnek:
Bazen yan
cümlecik yüklemin içinde de olabilir.
Örnek:
“Kimsenin
bilmediği, ıssız güzel bir yerdi.” cümlesi
bir sıfat tamlaması olduğundan, olduğu gibi yüklemdir. Yüklem içindeki
“bilmediği” sıfat-fiili sıfat görevindedir. Yani yüklemin temel unsuru olan
“yer” isminin tamamlayıcı öğesi olduğundan yan cümleciktir.
Bazı
cümlelerde ise fiilimsi yüklem görevindedir.
Örnek:
“Romancının görevi okuyucuyu aydınlatmaktır.”
cümlesinde “aydınlatmaktır” fiilimsisi, temel cümleyi oluşturduğundan cümlede
yan cümlecik yoktur. Cümle basit bir cümledir.
b. Şart
Cümlesi:
Temel
cümleye şart koşan bir yan cümlecikten oluşan cümlelerdir. Yan cümle
daima -se, -sa şart kipiyle çekimlenir.
Örnek:
“Bir kişi
daha olursa kadroyu tamamlıyoruz.”
cümlesinde “tamamlıyoruz” yüklemdir. “Bir kişi daha olursa ” öğesi ise şart
bildiren yan cümleciktir.
Örnek:
“Sınava
iyi hazırlanmışsa, onu mutlaka kazanır.”cümlesinde “kazanır” yüklemdir, “sınava iyi hazırlanmışsa” öğesi ise temel
cümleye şart koşan bir yan cümleciktir.
Şart
anlamı veren her cümle yapıca şart cümlesi değildir.
Örnek:
“Yarın
gelmek üzere şimdi dağılabilirsiniz.”
cümlesinde şart anlamı olmasına rağmen cümle yapısına göre şart cümlesi
değildir. “Gelmek” sözü fiilimsi olduğundan cümle girişik bileşik cümledir.
c. İlgi
Cümlesi:
Çekimlenmiş bir fiilden oluşan yan cümleciğin, temel cümleye “ki” bağlacıyla
bağlandığı cümlelerdir. Temel cümle çoğu zaman “ki” den önceki öğedir.
Örnek:
“Anladım
ki o da beni seviyormuş.”
cümlesinde “anladım” yüklemdir. “Neyi anladım?” diye sorarsak “o da beni
seviyormuş” sözü gelir; bu nesnedir. Aslında bir cümle olabilen söz öbeği nesne
görevinde kullanıldığı için yan cümlecik oluşturmuştur. Yükleme “ki” bağlacıyla
bağlandığı için cümle ilgi bileşik cümlesidir.
d. İç İçe
Bileşik Cümle:
Cümle
içinde bulunan başka bir cümlenin yüklemin bir öğesi durumunda bulunduğu ya da
bir öğenin tamamlayıcısı olduğu cümlelerdir.
Örnek:
“İçeriye
girerken duyduğum, dışarıda bekle, sözü beni korkuttu.”
cümlesinde “korkuttu” yüklemdir. “Korkutan ne?” sorusuna “dışarıda bekle, sözü”
cevap veriyor. Özne olan bu öğenin içinde bulunan “dışarıda bekle” söz öbeği
aslında bir cümle olabilir; çünkü “bekle”, çekimlenmiş bir fiildir. Cümle
olabilecekken temel cümlenin öğesi durumunda bulunan bu öğe, bir yan
cümleciktir.
Cümlenin
yüklemine göre gösterdiği durum da çoğu zaman yapıyla birlikte adlandırılır.
Örnek:
“Bu
konuyu iyi bilmek çok önemlidir.” cümlesi
yüklem isim soylu olduğu için isim cümlesi, “bilmek” yan cümleciğinden dolayı
bileşik cümledir. İkisini birden ifade edecek olursak, cümle bileşik isim
cümlesidir.
3. Sıralı
- Bağlı Cümle:
En az iki
yüklemi bulunan cümlelerdir.
Örnek:
“Kalktı,
gitti.”
cümlesinde “kalktı” ve “gitti” yüklemleri birbirinin öğesi durumunda bulunmayan
ayrı yüklemlerdir ve sıralı cümle oluşturmuşlardır.
Eğer
yüklemler birbirlerine bir bağlaçla bağlanmışlarsa buna bağlı cümle denir.
Örnek:
"Aradım,
fakat evde yoktun.”
cümlesinde “aradım” cümlesiyle “evde yoktun” cümlesi birbirine “fakat”
bağlacıyla bağlanmıştır. Dolayısıyla bağlı cümle oluşturmuştur.
Örnek:
“Seni
çağırdım, çünkü sana bir haberim var.”
Örnek:
“Mademki
sen de gelecektin, niçin bana haber vermedin?”
Örnek:
“Ne
konuyu biliyorsun ne de öğrenmeye çalışıyorsun.” cümleleri
değişik bağlaçlarla bağlanan bağlı cümlelerdir.
Sıralı
cümlelerde yüklemlerin ortak öğesi bulunabilir. Bu tür cümlelere bağımlı sıralı
cümle denir.
Örnek:
“Öğrenciler kitaplarını aldılar, çantalarına koydular.”
cümlesinde “aldılar” birinci cümlenin yüklemidir. “Öğrenciler” özne,
“kitaplarını” nesnedir. İkinci cümlenin yüklemi “koydular” dır. Bu cümlenin de
öznesi “öğrenciler”; nesnesi “kitaplarını”dır. Görüldüğü gibi hem “aldılar” hem
“koydular” yüklemlerinin özneleri ve nesneleri ortaktır. Bu nedenle cümle
bağımlı sıralı cümledir.
Sıralı
cümlede yüklemlerin hiçbir ortak öğesi yoksa cümle “bağımsız sıralı cümle” adını
alır.
Örnek:
“Çocuklar
bahçede oynuyordu; anneleri onları bekliyordu.”
cümlesinde “oynuyordu” ve “bekliyordu” yüklemlerinin hiçbir ortak öğesinin
olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla cümle bağımsız sıralı cümledir.
|