Yazı Başlığı: 2. Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünun) (1896-1901)
Eklenme Tarihi: Temmuz 31, 2007
Kategori: turk_edebiyatinin_donemleri
2. Edebiyat-ı Cedide
(Servet-i Fünun) (1896-1901)
Servet-i Fünun,
daha önce Ahmet İhsan tarafından çıkarılan bir fen dergisidir. Recaizade, 1895
sonlarında derginin başına Tevfik Fikret’i getirir. Tanzimat’la birlikte
başlayan edebiyati Avrupa ruhu ve teknigi içinde yenileştirme hareketi,
1896-1901 yillari arasinda, Servet-i Fünun dergisi etrafinda, Recaizade
önderliginde toplanan yeni nesille ikinci bir hamle yapmiştir.
Bu nesli Ali Ekrem, Cenap Şahabettin, Süleyman Nazif, Mehmet Rauf, Tevfik
Fikret, Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet, Faik Ali, Celâl Sahir, Hüseyin Suat
oluşturur. Sonradan Halit Ziya da bu gruba katilmiştir. Dönem, 2. Abdülhamit’in
istibdat dönemidir. Dönemin bu özelliği sebebiyle edebiyatçılar içe dönük
davranmış, kişisel konuları, içliliği, aşkı, karamsarlığı, hayal kırıklığını,
tabiat güzelliklerini, melânkoliyi ve üzüntüyü işlemişler; toplumsal sorunlara
değinmemişlerdir. Adeta yüksek zümre edebiyatı gibidir. Bunda Recaizade’nin
büyük etkisi vardır.
Servet-i Fünuncu ve Edebiyat-ı Cedideciler denilen grup, Fransız edebiyatının
özelliklerini büyük ölçüde Türk edebiyatına adapte etmeye çalışmışlardır.
Fransız realizmi örnek alınmıştır. Tanzimat döneminde başlayan ve benimsenen,
dildeki yabancı unsurları ayıklayarak sade Türkçe'ye geçiş hareketi bu devirde
durmuş, Arapça ve Farsça kelimelere yeniden itibar edilmeye başlanmıştır.
Tanzimatçıların birinci dönem sanatçıları, sanat toplum içindir prensibini
benimserken, Servet-i Fünuncular ise Tanzimat’ın ikinci dönemindeki gibi sanat
sanat içindir prensibi ile hareket etmişlerdir.
Topluluğun üslûbu süslü ve sanatlı; ruh ve ifade tarzı ise Avrupai'dir. Şiirde
aruz vezni kullanılmakla birlikte, nazım şekillerinde ve konularda büyük
yenilikler yapılmıştır. nazmı nesre yaklaştırmışlar, beyit bütünlüğü yerine konu
bütünlüğünü esas almışlardır. Bir cümle birkaç dizede/beyitte tamamlanabilir.
Fransız şiirinden alınan sone ve terza-rima gibi şekiller ve serbest müstezat
çokça kullanılmıştır. Kafiyede kulak kafiyesi benimsenmiştir. Romanda ve
hikâyede batılı anlamda başarılı örnekler verilmiştir. Romanda tahlile ve
teferruata yer verilmiş, modern kısa hikayenin ilk örnekleri bu dönemde
şekillenmiştir.
Roman ve hikâyede olaylar ve kişiler tamamen İstanbul'a, seçkin tabakaya aittir.
Romanda realizmden, şiirde parnasizm ve sembolizmden etkilenmişlerdir.
Bu dönemde gazetenin yerini dergiler almıştır: Servet-i Fünun, Malûmat, Mektep,
Mütalâa, Hazine-i Fünun, Resimli Gazete...
Şiir, roman, hikâye, tiyatro, tenkit ve hatırat türlerinde başarılı eserler
veren Servet-i Fünun temsilcilerinin en tanınmışları, Şiirde Tevfik Fikret,
Cenap Şehabettin, Süleyman Nazif; Roman ve hikâyede Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet
Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu'dur.
Servet-i Fünun edebiyatına katılmayarak gene batılı anlayışla eserler verenler
arasında Ahmet Rasim hatırat türü ile, Hüseyin Rahmi Gürpınar İstanbul'u anlatan
romanları ile yeni Türk edebiyatını desteklemişlerdir. Servet-i Fünun dergisinin
1901’de kapatılmasıyla topluluk da dağılır.
Dönemin Sanatçıları
Tevfik Fikret (1867-1915): Recaizade ve Hamit’in tesiriyle batılı
şiire yönelmiştir. Servet-i Fünun’un şiirdeki en önemli temsilcisidir. Ilk
şiirlerinde ferdî konulari (aşk, acima, hayal kirikligi...) işler topluluktan
ayri yazdigi şiirlerde toplumsal konulara yönelir. Bu anlayişla yazdigi
şiirlerinde temalar, hürriyet, medeniyet, insanlik, bilim, fen ve tekniktir.
Sis, Halûk’un Vedaı, Tarih-i Kadim, Halûk’un Amentüsü adlı şiirlerinde bu
konuları işler. Sanatının bu ikinci döneminde dinlere de cephe alır, kutsal olan
her şeye karşı çıkar, hatta İstanbul'a dahi küfreder (Sis).
Fikret, aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır. Serbest müstezadı geliştirerek
serbestçe kullanmıştır. İlk dönemde dili oldukça ağırdır. Şiiri düz yazıya
yaklaştırmıştır. Ahenge büyük önem verir. Şiirlerinde şekil bakımından
parnasizmin etkisi görülür. “Şermin”, onun çocuklar için ve heceyle yazdığı
şiirlerden oluşan bir eseridir.
Eserleri: Rübab-ı Şikeste, Halûk’un Defteri, Rübabın Cevabı, Tarih-i Kadim,
Doksanbeşe Doğru
Cenap Şahabettin (1870-1934): Servet-i
Fünun’un Tevfik Fikret’ten sonra en önemli şairidir. Asil meslegi doktorluktur.
Ihtisas için gittigi Fransa’da tıptan çok şiirle ilgilenerek sembolizmi yakından
takip etmiş ve bu akımdan etkilenmiştir. Şiirde kelimeleri müzikal değerlere
göre seçerek kullanır.
Dili oldukça ağırdır. Bilinmeyen Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalar kullanır.
Duygu ve hayal yüklü tamlamalar kurar. Serbest müstezadı çok kullanmıştır. Aynı
şiirde birden fazla aruz kalıbı kullanmıştır. Aşk ve tabiat değişmez
konularıdır. Sanatı, sanat, hatta güzellik için yapmıştır. Bolca semboller
kullanmış, tabiatla iç dünyanın kompozisyonunu çizmiştir.
Düz yazıları da vardır: Hac Yolunda, onun gezi yazısıdır.
Suriye Mektupları ve Avrupa Mektupları da gezi türündedir.
Diğer nesirleri:
Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri (kendi vecizeleri)
Tiyatro eserleri: yalan (dram), Körebe (komedi)
Halit Ziya Uşaklıgil (1867-1945): Servet-i
Fünun’un roman ve hikâyede en ünlü edebiyatçısıdır. Süslü, sanatlı ve ağır bir
dili ve üslûbu vardır. Batılı anlamdaki ilk romanları yazmıştır. Realizmden
etkilenmiştir. Romanlarında aydın kişileri anlatır. Mai ve Siyah’taki Ahmet
Cemil, Servet-i Fünun sanatçısının temsilcisidir. Kahramanları yaşadıkları
çevreye uygun anlatır ve ruh tahlillerine önem verir.
Hikâyelerinde Anadolu hayatına ve köy ve kasaba yaşayışına, romanlarında yalnız
İstanbul'a yer verir. Anı ve mensur şiir türünde eserleri de vardır.
Romanları: Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık
Hayatlar, bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekası, Sefile...
Hikâyeleri: İzmir Hikâyeleri, hikâye-i Sevda, Kadın Pençesi, Onu Beklerken, Aşka
Dair...
Hatıraları: Saray ve Ötesi, Kırk Yıl, Bir Acı Hikâye
Mehmet Rauf (1875-1931): Servet-i Fünun
romanının ikinci önemli ismidir. Roman, hikâye ve tiyatro türünde eserleri
vardır. Romantik duyguları, hayalleri ve aşkları işlemiştir. Sosyal hayata pek
yer vermemiştir. Arzu, ihtiras ve aşk maceraları temel konularıdır. Romanlarında
psikolojik tahlillere önem vermiştir. Dili sadedir.
En önemli eseri Eylül’dür. Roman edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman olarak
bilinir. Konusu yasak aşktır. Şahıs sayısı azdır. Psikolojik tahliller
başarılıdır.
Romanları: Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi, Define, Son Yıldız, Kan
Damlası.
Hikâyeleri: Son Emel, Bir Aşkın Tarihi, Üç Hikâye, Hanımlar Arasında, Menekşe.
“Siyah İnciler” ise mensur şiirlerinden oluşur.
|